Osman b. Maz'ûn için rüyada görülen akan pınar hakkında Peygamber: "O, onun amelidir" buyurdu.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 2687, Kitap 52, Hadis 48
Türkçe meal

Hârice b. Zeyd el-Ensârî, onların kadınlarından olup Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) biat etmiş bulunan Ümmü'l-Alâ'dan şöyle rivayet etti:

Ensâr muhâcirlerin (kendi yanlarında) oturmaları için kur'a çektiğinde, Osman b. Maz'ûn'un payı oturma hususunda (bize) çıktı. Ümmü'l-Alâ dedi ki: Osman b. Maz'ûn yanımızda oturdu; sonra hastalandı. Ona baktık; nihayet vefat edip onu elbiselerine sardığımızda Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yanımıza girdi. Ben: “Allah'ın rahmeti üzerine olsun ey Ebü's-Sâib! Senin hakkındaki şahitliğim şudur ki Allah sana ikram etmiştir” dedim. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bana: “Allah'ın ona ikram ettiğini sen nereden biliyorsun?” buyurdu. “Bilmiyorum; babam anam sana feda olsun ey Allah'ın Resûlü!” dedim. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Osman'a gelince, vallahi ona yakîn (ölüm) gelmiştir. Ben onun için hayır umuyorum. Vallahi ben Allah'ın Resûlü olduğum hâlde bana ne yapılacağını bilmiyorum.” (Ümmü'l-Alâ) dedi ki: Vallahi bundan sonra hiç kimseyi asla temize çıkarmam. Bu beni üzdü. Sonra uyudum ve (rüyada) bana Osman için akan bir pınar gösterildi. Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip ona haber verdim. “O, onun amelidir” buyurdu.

Sahîh-i Buhârî 2687, Kitap 52, Hadis 48

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي خَارِجَةُ بْنُ زَيْدٍ الأَنْصَارِيُّ، أَنَّ أُمَّ الْعَلاَءِ، امْرَأَةً مِنْ نِسَائِهِمْ قَدْ بَايَعَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَتْهُ أَنَّ عُثْمَانَ بْنَ مَظْعُونٍ طَارَ لَهُ سَهْمُهُ فِي السُّكْنَى حِينَ أَقْرَعَتِ الأَنْصَارُ سُكْنَى الْمُهَاجِرِينَ. قَالَتْ أُمُّ الْعَلاَءِ فَسَكَنَ عِنْدَنَا عُثْمَانُ بْنُ مَظْعُونٍ، فَاشْتَكَى، فَمَرَّضْنَاهُ حَتَّى إِذَا تُوُفِّيَ وَجَعَلْنَاهُ فِي ثِيَابِهِ دَخَلَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ رَحْمَةُ اللَّهِ عَلَيْكَ أَبَا السَّائِبِ، فَشَهَادَتِي عَلَيْكَ لَقَدْ أَكْرَمَكَ اللَّهُ. فَقَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " وَمَا يُدْرِيكِ أَنَّ اللَّهَ أَكْرَمَهُ ". فَقُلْتُ لاَ أَدْرِي بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي يَا رَسُولَ اللَّهِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَّا عُثْمَانُ فَقَدْ جَاءَهُ ـ وَاللَّهِ ـ الْيَقِينُ وَإِنِّي لأَرْجُو لَهُ الْخَيْرَ، وَاللَّهِ مَا أَدْرِي وَأَنَا رَسُولُ اللَّهِ مَا يُفْعَلُ بِي ". قَالَتْ فَوَاللَّهِ لاَ أُزَكِّي أَحَدًا بَعْدَهُ أَبَدًا، وَأَحْزَنَنِي ذَلِكَ قَالَتْ فَنِمْتُ فَأُرِيتُ لِعُثْمَانَ عَيْنًا تَجْرِي، فَجِئْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ " ذَلِكَ عَمَلُهُ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 2687 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü