Ey Hakîm! Bu mal tatlı ve yeşildir; kim onu gönül tokluğuyla alırsa onda kendisine bereket verilir.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 2750, Kitap 55, Hadis 13
Türkçe meal

Hakîm b. Hizâm (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) (bir şey) istedim, bana verdi. Sonra yine istedim, yine verdi. Sonra bana şöyle buyurdu: “Ey Hakîm! Bu mal tatlı ve yeşildir (cazibelidir). Kim onu gönül tokluğuyla alırsa kendisi için onda bereket verilir. Kim de onu hırsla alırsa onda kendisine bereket verilmez; yiyip de doymayan kimse gibi olur. Üstteki el alttaki elden hayırlıdır.” Hakîm dedi ki: “Ey Allah'ın Resûlü! Seni hak ile gönderene yemin ederim ki senden sonra dünyadan ayrılıncaya kadar hiç kimseden hiçbir şey almayacağım.” Ebû Bekir, kendisine bağış vermek için Hakîm'i çağırırdı; o ise ondan bir şey kabul etmekten kaçınırdı. Sonra Ömer de ona vermek için onu çağırdı; o yine kabul etmekten kaçındı. Bunun üzerine (Ömer): “Ey müslümanlar topluluğu! Allah'ın bu fey'den kendisine ayırdığı hakkını ona arz ediyorum, o ise almaktan kaçınıyor” dedi. Hakîm, Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) sonra vefat edinceye kadar insanlardan hiç kimseden bir şey almadı. Allah ona rahmet etsin.

Sahîh-i Buhârî 2750, Kitap 55, Hadis 13

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَعُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ حَكِيمَ بْنَ حِزَامٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَعْطَانِي، ثُمَّ سَأَلْتُهُ فَأَعْطَانِي ثُمَّ قَالَ لِي " يَا حَكِيمُ، إِنَّ هَذَا الْمَالَ خَضِرٌ حُلْوٌ، فَمَنْ أَخَذَهُ بِسَخَاوَةِ نَفْسٍ بُورِكَ لَهُ فِيهِ، وَمَنْ أَخَذَهُ بِإِشْرَافِ نَفْسٍ لَمْ يُبَارَكْ لَهُ فِيهِ، وَكَانَ كَالَّذِي يَأْكُلُ وَلاَ يَشْبَعُ، وَالْيَدُ الْعُلْيَا خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى " . قَالَ حَكِيمٌ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لاَ أَرْزَأُ أَحَدًا بَعْدَكَ شَيْئًا حَتَّى أُفَارِقَ الدُّنْيَا. فَكَانَ أَبُو بَكْرٍ يَدْعُو حَكِيمًا لِيُعْطِيَهُ الْعَطَاءَ فَيَأْبَى أَنْ يَقْبَلَ مِنْهُ شَيْئًا، ثُمَّ إِنَّ عُمَرَ دَعَاهُ لِيُعْطِيَهُ فَيَأْبَى أَنْ يَقْبَلَهُ فَقَالَ يَا مَعْشَرَ الْمُسْلِمِينَ، إِنِّي أَعْرِضُ عَلَيْهِ حَقَّهُ الَّذِي قَسَمَ اللَّهُ لَهُ مِنْ هَذَا الْفَىْءِ فَيَأْبَى أَنْ يَأْخُذَهُ. فَلَمْ يَرْزَأْ حَكِيمٌ أَحَدًا مِنَ النَّاسِ بَعْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى تُوُفِّيَ رَحِمَهُ اللَّهُ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 2750 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü