Benden sonra sizin için korktuğum şey, ancak yeryüzünün bereketlerinden size açılacak olanlardır.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 2842, Kitap 56, Hadis 58
Türkçe meal

Ebû Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) minberin üzerinde ayağa kalktı ve şöyle buyurdu: “Benden sonra sizin için korktuğum şey, ancak yeryüzünün bereketlerinden size açılacak olanlardır.” Sonra dünyanın süsünü andı; ikisinden biriyle başladı, ardından öbürünü söyledi. Bir adam kalkıp “Ey Allah'ın Resûlü! Hayır şer getirir mi?” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ona (cevap vermeyip) sustu. “Ona vahiy geliyor” dedik. İnsanlar da başlarının üzerinde kuş varmış gibi sustular. Sonra yüzündeki teri sildi ve şöyle buyurdu: “Az önce soran nerede? O hayır mıdır? -üç defa- Şüphesiz hayır ancak hayır getirir. Baharın bitirdiği her şey, (hayvanı çok yemekten) şişirip öldüren ya da öldürmeye yaklaştıran şeydir. (Hayvan) her yediğinde (yer); nihayet böğürleri dolunca güneşe döner, gübresini ve idrarını bırakır, sonra yine otlar. Şüphesiz bu mal yeşil ve tatlıdır. Onu hakkıyla alıp Allah yolunda, yetimlere ve yoksullara harcayan kimse için o, Müslümanın ne güzel arkadaşıdır. Onu hakkıyla almayan ise yiyip de doymayan kimse gibidir; (o mal) kıyamet günü onun aleyhine şahit olur.”

Sahîh-i Buhârî 2842, Kitap 56, Hadis 58

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا فُلَيْحٌ، حَدَّثَنَا هِلاَلٌ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَامَ عَلَى الْمِنْبَرِ فَقَالَ " إِنَّمَا أَخْشَى عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِي مَا يُفْتَحُ عَلَيْكُمْ مِنْ بَرَكَاتِ الأَرْضِ ". ثُمَّ ذَكَرَ زَهْرَةَ الدُّنْيَا، فَبَدَأَ بِإِحْدَاهُمَا وَثَنَّى بِالأُخْرَى، فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَوَيَأْتِي الْخَيْرُ بِالشَّرِّ فَسَكَتَ عَنْهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قُلْنَا يُوحَى إِلَيْهِ. وَسَكَتَ النَّاسُ كَأَنَّ عَلَى رُءُوسِهِمِ الطَّيْرَ، ثُمَّ إِنَّهُ مَسَحَ عَنْ وَجْهِهِ الرُّحَضَاءَ، فَقَالَ " أَيْنَ السَّائِلُ آنِفًا أَوَخَيْرٌ هُوَ ـ ثَلاَثًا ـ إِنَّ الْخَيْرَ لاَ يَأْتِي إِلاَّ بِالْخَيْرِ، وَإِنَّهُ كُلُّ مَا يُنْبِتُ الرَّبِيعُ مَا يَقْتُلُ حَبَطًا أَوْ يُلِمُّ كُلَّمَا أَكَلَتْ، حَتَّى إِذَا امْتَلأَتْ خَاصِرَتَاهَا اسْتَقْبَلَتِ الشَّمْسَ، فَثَلَطَتْ وَبَالَتْ ثُمَّ رَتَعَتْ، وَإِنَّ هَذَا الْمَالَ خَضِرَةٌ حُلْوَةٌ، وَنِعْمَ صَاحِبُ الْمُسْلِمِ لِمَنْ أَخَذَهُ بِحَقِّهِ، فَجَعَلَهُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ، وَمَنْ لَمْ يَأْخُذْهُ بِحَقِّهِ فَهْوَ كَالآكِلِ الَّذِي لاَ يَشْبَعُ، وَيَكُونُ عَلَيْهِ شَهِيدًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 2842 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü