Peygamber Ebû Talha'ya: "Hayber'e çıkıncaya kadar bana hizmet edecek, gençlerinizden bir genç ara" buyurdu.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 2893, Kitap 56, Hadis 108
Türkçe meal

Enes b. Mâlik (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Ebû Talha'ya: “Hayber'e çıkıncaya kadar bana hizmet edecek, gençlerinizden bir genç ara” buyurdu. Ebû Talha beni terkisine alarak çıktı; ben ergenlik çağına yaklaşmış bir gençtim. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) konakladığında ona hizmet ederdim. Onun sık sık şöyle dediğini işitirdim: “Allah'ım, tasadan, üzüntüden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, borcun ağırlığından ve insanların baskısından sana sığınırım.” Sonra Hayber'e geldik. Allah ona kaleyi fethettirince Safiyye bint Huyey b. Ahtab'ın güzelliği kendisine anlatıldı; kocası öldürülmüştü ve kendisi yeni gelindi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onu kendisi için seçti. Onunla birlikte yola çıktı; Seddü's-Sahbâ'ya vardığımızda (Safiyye) temizlendi, o da onunla gerdeğe girdi. Sonra küçük bir deri sofra üzerinde hays (yemeği) yaptı. Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Etrafındakileri çağır” buyurdu. İşte bu, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) Safiyye ile evlenmesinin velîmesi oldu. Sonra Medine'ye doğru çıktık. Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem), arkasında onun için bir abayla (devenin hörgücü etrafında) yer hazırlarken gördüm. Sonra devesinin yanına oturup dizini koyuyor, Safiyye de binmek için ayağını onun dizine koyuyordu. Yürüdük; Medine'ye yaklaşınca Uhud'a baktı ve: “Bu, bizi seven, bizim de onu sevdiğimiz bir dağdır” buyurdu. Sonra Medine'ye baktı ve: “Allah'ım, İbrâhîm'in Mekke'yi haram kıldığı gibi ben de onun iki kara taşlığı arasını haram kılıyorum. Allah'ım, onların müddünde ve sâında onlara bereket ver” buyurdu.

Sahîh-i Buhârî 2893, Kitap 56, Hadis 108

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لأَبِي طَلْحَةَ " الْتَمِسْ غُلاَمًا مِنْ غِلْمَانِكُمْ يَخْدُمُنِي حَتَّى أَخْرُجَ إِلَى خَيْبَرَ ". فَخَرَجَ بِي أَبُو طَلْحَةَ مُرْدِفِي، وَأَنَا غُلاَمٌ رَاهَقْتُ الْحُلُمَ، فَكُنْتُ أَخْدُمُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا نَزَلَ، فَكُنْتُ أَسْمَعُهُ كَثِيرًا يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ ". ثُمَّ قَدِمْنَا خَيْبَرَ، فَلَمَّا فَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْحِصْنَ ذُكِرَ لَهُ جَمَالُ صَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىِّ بْنِ أَخْطَبَ، وَقَدْ قُتِلَ زَوْجُهَا وَكَانَتْ عَرُوسًا، فَاصْطَفَاهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِنَفْسِهِ، فَخَرَجَ بِهَا حَتَّى بَلَغْنَا سَدَّ الصَّهْبَاءِ حَلَّتْ، فَبَنَى بِهَا، ثُمَّ صَنَعَ حَيْسًا فِي نِطَعٍ صَغِيرٍ، ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " آذِنْ مَنْ حَوْلَكَ ". فَكَانَتْ تِلْكَ وَلِيمَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى صَفِيَّةَ. ثُمَّ خَرَجْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ قَالَ فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُحَوِّي لَهَا وَرَاءَهُ بِعَبَاءَةٍ، ثُمَّ يَجْلِسُ عِنْدَ بَعِيرِهِ فَيَضَعُ رُكْبَتَهُ، فَتَضَعُ صَفِيَّةُ رِجْلَهَا عَلَى رُكْبَتِهِ حَتَّى تَرْكَبَ، فَسِرْنَا حَتَّى إِذَا أَشْرَفْنَا عَلَى الْمَدِينَةِ نَظَرَ إِلَى أُحُدٍ فَقَالَ " هَذَا جَبَلٌ يُحِبُّنَا وَنُحِبُّهُ ". ثُمَّ نَظَرَ إِلَى الْمَدِينَةِ فَقَالَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أُحَرِّمُ مَا بَيْنَ لاَبَتَيْهَا بِمِثْلِ مَا حَرَّمَ إِبْرَاهِيمُ مَكَّةَ، اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ فِي مُدِّهِمْ وَصَاعِهِمْ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 2893 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü