Câbir, Medine'ye kadar binme şartıyla devesini Peygamber'e sattı; Peygamber bedelini verip deveyi de geri verdi.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 2967, Kitap 56, Hadis 176
Türkçe meal

Câbir b. Abdullah (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte gazaya çıktım. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bana yetişti; ben, yorulmuş ve neredeyse yürüyemeyen bir su devemizin üzerindeydim. Bana: “Devene ne oldu?” dedi. “Yoruldu” dedim. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) geride kaldı, onu dürtüp sürdü ve ona dua etti. (Deve) ondan sonra develerin önünde yürümeye devam etti. Bana: “Deveni nasıl görüyorsun?” dedi. “İyi; senin bereketin ona erişti” dedim. “Onu bana satar mısın?” dedi. Utandım; bizim ondan başka su devemiz yoktu. “Evet” dedim. “Onu bana sat” dedi. Medine'ye varıncaya kadar sırtına binmek bana ait olmak üzere onu ona sattım. “Ey Allah'ın Resûlü! Ben yeni evliyim” dedim ve ondan izin istedim; bana izin verdi. İnsanlardan önce Medine'ye doğru ilerledim ve Medine'ye vardım. Dayım beni karşıladı ve bana deveyi sordu; onunla ne yaptığımı ona haber verdim, beni kınadı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ondan izin istediğimde bana: “Bakire ile mi evlendin, dul ile mi?” demişti. “Dul ile evlendim” dedim. “Seninle oynaşacağın, onun da seninle oynaşacağı bir bakire ile evlenseydin ya!” buyurdu. “Ey Allah'ın Resûlü! Babam vefat etti -ya da şehit oldu- ve benim küçük kız kardeşlerim var. Onlar gibi biriyle evlenmekten hoşlanmadım; ne onları terbiye eder ne de onlara bakar. Onlara baksın ve onları terbiye etsin diye dul biriyle evlendim” dedim. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Medine'ye gelince sabahleyin deveyle yanına gittim; bana bedelini verdi ve deveyi de bana geri verdi.

Mugîre dedi ki: Bu, bizim hükmümüze göre güzeldir; bunda bir sakınca görmüyoruz.

Sahîh-i Buhârî 2967, Kitap 56, Hadis 176

Arapça metin
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الْمُغِيرَةِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ غَزَوْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَتَلاَحَقَ بِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا عَلَى نَاضِحٍ لَنَا قَدْ أَعْيَا فَلاَ يَكَادُ يَسِيرُ فَقَالَ لِي " مَا لِبَعِيرِكَ ". قَالَ قُلْتُ عَيِيَ. قَالَ فَتَخَلَّفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَزَجَرَهُ وَدَعَا لَهُ، فَمَا زَالَ بَيْنَ يَدَىِ الإِبِلِ قُدَّامَهَا يَسِيرُ. فَقَالَ لِي " كَيْفَ تَرَى بَعِيرَكَ ". قَالَ قُلْتُ بِخَيْرٍ قَدْ أَصَابَتْهُ بَرَكَتُكَ. قَالَ " أَفَتَبِيعُنِيهِ ". قَالَ فَاسْتَحْيَيْتُ، وَلَمْ يَكُنْ لَنَا نَاضِحٌ غَيْرَهُ، قَالَ فَقُلْتُ نَعَمْ. قَالَ " فَبِعْنِيهِ ". فَبِعْتُهُ إِيَّاهُ عَلَى أَنَّ لِي فَقَارَ ظَهْرِهِ حَتَّى أَبْلُغَ الْمَدِينَةَ. قَالَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي عَرُوسٌ، فَاسْتَأْذَنْتُهُ فَأَذِنَ لِي، فَتَقَدَّمْتُ النَّاسَ إِلَى الْمَدِينَةِ حَتَّى أَتَيْتُ الْمَدِينَةَ، فَلَقِيَنِي خَالِي فَسَأَلَنِي عَنِ الْبَعِيرِ، فَأَخْبَرْتُهُ بِمَا صَنَعْتُ فِيهِ فَلاَمَنِي، قَالَ وَقَدْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِي حِينَ اسْتَأْذَنْتُهُ " هَلْ تَزَوَّجْتَ بِكْرًا أَمْ ثَيِّبًا ". فَقُلْتُ تَزَوَّجْتُ ثَيِّبًا. فَقَالَ " هَلاَّ تَزَوَّجْتَ بِكْرًا تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ ". قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ تُوُفِّيَ وَالِدِي ـ أَوِ اسْتُشْهِدَ ـ وَلِي أَخَوَاتٌ صِغَارٌ، فَكَرِهْتُ أَنْ أَتَزَوَّجَ مِثْلَهُنَّ، فَلاَ تُؤَدِّبُهُنَّ، وَلاَ تَقُومُ عَلَيْهِنَّ، فَتَزَوَّجْتُ ثَيِّبًا لِتَقُومَ عَلَيْهِنَّ وَتُؤَدِّبَهُنَّ. قَالَ فَلَمَّا قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ غَدَوْتُ عَلَيْهِ بِالْبَعِيرِ، فَأَعْطَانِي ثَمَنَهُ، وَرَدَّهُ عَلَىَّ. قَالَ الْمُغِيرَةُ هَذَا فِي قَضَائِنَا حَسَنٌ لاَ نَرَى بِهِ بَأْسًا.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 2967 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü