Cerîr (b. Abdullah) (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bana: “Beni Zü'l-Halasa'dan kurtarmaz mısın?” buyurdu. (Zü'l-Halasa) Has'am kabilesinde bulunan ve “Yemen Kâbesi” diye adlandırılan bir evdi. Ahmes'ten yüz elli atlı ile yola çıktım. Onlar at sahibi (iyi binici) kimselerdi. Ben ise at üzerinde duramıyordum. (Resûlullah) göğsüme vurdu; öyle ki parmaklarının izini göğsümde gördüm. Ve: “Allah'ım! Onu (at üzerinde) sabit kıl; onu doğru yolu gösteren ve doğru yolda olan biri kıl” diye dua etti.
(Cerîr) oraya gitti, onu kırdı ve yaktı. Sonra Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) haber vermek için (adam) gönderdi. Cerîr'in elçisi: “Seni hak ile gönderene yemin ederim ki onu içi boş -ya da uyuz- bir deve gibi bırakmadan sana gelmedim” dedi. (Cerîr) dedi ki: (Resûlullah) Ahmes'in atları ve adamları için beş defa bereket duası etti.
Sahîh-i Buhârî 3020, Kitap 56, Hadis 229