Kuşların bizi kaptığını görseniz bile size haber gönderinceye kadar bu yerinizden ayrılmayın.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3039, Kitap 56, Hadis 245
Türkçe meal

Berâ b. Âzib (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Uhud günü elli kişiden oluşan piyadelerin başına Abdullah b. Cübeyr'i tayin etti ve şöyle buyurdu: “Kuşların bizi kaptığını görseniz bile size (haber) gönderinceye kadar bu yerinizden ayrılmayın. (Düşman) topluluğu bozguna uğrattığımızı ve onları ezdiğimizi görseniz de size (haber) gönderinceye kadar ayrılmayın.” (Müslümanlar) onları bozguna uğrattılar. (Berâ) dedi ki: Vallahi ben kadınları eteklerini kaldırmış, halhalları ve baldırları görünür hâlde koşarak kaçarken gördüm. Abdullah b. Cübeyr'in arkadaşları: “Ganimet, ey kavim, ganimet! Arkadaşlarınız galip geldi; daha ne bekliyorsunuz?” dediler. Abdullah b. Cübeyr: “Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) size söylediğini unuttunuz mu?” dedi. Onlar: “Vallahi o insanlara (Müslümanlara) gideceğiz ve ganimetten payımızı alacağız” dediler. Onların yanına varınca yüzleri (geri) çevrildi ve bozguna uğramış olarak döndüler. İşte “Peygamber sizi arkanızdan çağırıyordu” (Âl-i İmrân 3/153) (âyetinde anlatılan) budur. Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında on iki adamdan başkası kalmadı. (Müşrikler) bizden yetmiş kişiyi (şehit edip) vurdular. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ashabı ise Bedir günü müşriklerden yüz kırk kişiyi vurmuştu: Yetmiş esir ve yetmiş ölü.

Ebû Süfyân üç defa: “Bu topluluğun içinde Muhammed var mı?” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ona cevap vermelerini yasakladı. Sonra üç defa: “Bu topluluğun içinde Ebû Kuhâfe'nin oğlu var mı?” dedi. Sonra üç defa: “Bu topluluğun içinde Hattâb'ın oğlu var mı?” dedi. Sonra arkadaşlarının yanına dönüp: “Bunlar öldürülmüşler” dedi. Ömer kendini tutamadı ve: “Vallahi yalan söyledin ey Allah'ın düşmanı! Saydıkların hepsi hayattadır. Seni üzecek şey de hâlâ duruyor” dedi. (Ebû Süfyân) şöyle dedi: “(Bu gün) Bedir gününe karşılıktır. Savaş nöbetleşedir. Topluluğun içinde (ölülerinize yapılmış) bir müsle (organ kesme) bulacaksınız; onu ben emretmedim ama beni üzmedi de.” Sonra şu recezi okumaya başladı: “Yücel ey Hübel! Yücel ey Hübel!” Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ona cevap vermeyecek misiniz?” buyurdu. “Ey Allah'ın Resûlü! Ne diyelim?” dediler. “Allah daha yüce ve daha uludur, deyin” buyurdu. (Ebû Süfyân): “Bizim Uzzâ'mız var, sizin Uzzâ'nız yok” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ona cevap vermeyecek misiniz?” buyurdu. “Ey Allah'ın Resûlü! Ne diyelim?” dediler. “Allah bizim mevlâmızdır, sizin mevlânız yoktur, deyin” buyurdu.

Sahîh-i Buhârî 3039, Kitap 56, Hadis 245

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ ـ رضى الله عنهما ـ يُحَدِّثُ قَالَ جَعَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى الرَّجَّالَةِ يَوْمَ أُحُدٍ ـ وَكَانُوا خَمْسِينَ رَجُلاً ـ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ جُبَيْرٍ فَقَالَ " إِنْ رَأَيْتُمُونَا تَخْطَفُنَا الطَّيْرُ، فَلاَ تَبْرَحُوا مَكَانَكُمْ هَذَا حَتَّى أُرْسِلَ إِلَيْكُمْ، وَإِنْ رَأَيْتُمُونَا هَزَمْنَا الْقَوْمَ وَأَوْطَأْنَاهُمْ فَلاَ تَبْرَحُوا حَتَّى أُرْسِلَ إِلَيْكُمْ " فَهَزَمُوهُمْ. قَالَ فَأَنَا وَاللَّهِ رَأَيْتُ النِّسَاءَ يَشْتَدِدْنَ قَدْ بَدَتْ خَلاَخِلُهُنَّ وَأَسْوُقُهُنَّ رَافِعَاتٍ ثِيَابَهُنَّ، فَقَالَ أَصْحَابُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جُبَيْرٍ الْغَنِيمَةَ ـ أَىْ قَوْمِ ـ الْغَنِيمَةَ، ظَهَرَ أَصْحَابُكُمْ فَمَا تَنْتَظِرُونَ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جُبَيْرٍ أَنَسِيتُمْ مَا قَالَ لَكُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالُوا وَاللَّهِ لَنَأْتِيَنَّ النَّاسَ فَلَنُصِيبَنَّ مِنَ الْغَنِيمَةِ. فَلَمَّا أَتَوْهُمْ صُرِفَتْ وُجُوهُهُمْ فَأَقْبَلُوا مُنْهَزِمِينَ، فَذَاكَ إِذْ يَدْعُوهُمُ الرَّسُولُ فِي أُخْرَاهُمْ، فَلَمْ يَبْقَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم غَيْرُ اثْنَىْ عَشَرَ رَجُلاً، فَأَصَابُوا مِنَّا سَبْعِينَ، وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَصْحَابُهُ أَصَابَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ يَوْمَ بَدْرٍ أَرْبَعِينَ وَمِائَةً سَبْعِينَ أَسِيرًا وَسَبْعِينَ قَتِيلاً، فَقَالَ أَبُو سُفْيَانَ أَفِي الْقَوْمِ مُحَمَّدٌ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ، فَنَهَاهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُجِيبُوهُ ثُمَّ قَالَ أَفِي الْقَوْمِ ابْنُ أَبِي قُحَافَةَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ، ثُمَّ قَالَ أَفِي الْقَوْمِ ابْنُ الْخَطَّابِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ، ثُمَّ رَجَعَ إِلَى أَصْحَابِهِ فَقَالَ أَمَّا هَؤُلاَءِ فَقَدْ قُتِلُوا. فَمَا مَلَكَ عُمَرُ نَفْسَهُ فَقَالَ كَذَبْتَ وَاللَّهِ يَا عَدُوَّ اللَّهِ، إِنَّ الَّذِينَ عَدَدْتَ لأَحْيَاءٌ كُلُّهُمْ، وَقَدْ بَقِيَ لَكَ مَا يَسُوؤُكَ. قَالَ يَوْمٌ بِيَوْمِ بَدْرٍ، وَالْحَرْبُ سِجَالٌ، إِنَّكُمْ سَتَجِدُونَ فِي الْقَوْمِ مُثْلَةً لَمْ آمُرْ بِهَا وَلَمْ تَسُؤْنِي، ثُمَّ أَخَذَ يَرْتَجِزُ أُعْلُ هُبَلْ، أُعْلُ هُبَلْ. قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَلاَ تُجِيبُوا لَهُ ". قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا نَقُولُ قَالَ " قُولُوا اللَّهُ أَعْلَى وَأَجَلُّ ". قَالَ إِنَّ لَنَا الْعُزَّى وَلاَ عُزَّى لَكُمْ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَلاَ تُجِيبُوا لَهُ ". قَالَ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا نَقُولُ قَالَ " قُولُوا اللَّهُ مَوْلاَنَا وَلاَ مَوْلَى لَكُمْ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3039 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü