Seni hak ile gönderene yemin ederim ki senden sonra dünyadan ayrılıncaya kadar kimseden bir şey almayacağım.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3143, Kitap 57, Hadis 51
Türkçe meal

Hakîm b. Hizâm (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) (mal) istedim, bana verdi. Sonra yine istedim, bana verdi. Sonra bana şöyle buyurdu: “Ey Hakîm! Şüphesiz bu mal yeşil ve tatlıdır. Kim onu gönül tokluğuyla alırsa onda kendisine bereket verilir. Kim de onu nefsinin hırsıyla alırsa onda kendisine bereket verilmez; yiyip de doymayan kimse gibi olur. Üstteki el alttaki elden hayırlıdır.” Hakîm dedi ki: Ben: “Ey Allah'ın Resûlü! Seni hak ile gönderene yemin ederim ki senden sonra dünyadan ayrılıncaya kadar hiç kimseden bir şey almayacağım” dedim. Ebû Bekir, atiyyesini vermek için Hakîm'i çağırırdı; o ise ondan bir şey kabul etmekten kaçınırdı. Sonra Ömer onu (atiyyesini) vermek için çağırdı; o yine kabul etmekten kaçındı. (Ömer): “Ey müslümanlar topluluğu! Ben ona, Allah'ın bu fey'den kendisine ayırdığı hakkını teklif ediyorum, o ise onu almaktan kaçınıyor” dedi. Hakîm, Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) sonra vefat edinceye kadar insanlardan hiç kimseden bir şey almadı.

Sahîh-i Buhârî 3143, Kitap 57, Hadis 51

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَعُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ حَكِيمَ بْنَ حِزَامٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَعْطَانِي، ثُمَّ سَأَلْتُهُ فَأَعْطَانِي، ثُمَّ قَالَ لِي " يَا حَكِيمُ ، إِنَّ هَذَا الْمَالَ خَضِرٌ حُلْوٌ، فَمَنْ أَخَذَهُ بِسَخَاوَةِ نَفْسٍ بُورِكَ لَهُ فِيهِ، وَمَنْ أَخَذَهُ بِإِشْرَافِ نَفْسٍ لَمْ يُبَارَكْ لَهُ فِيهِ، وَكَانَ كَالَّذِي يَأْكُلُ وَلاَ يَشْبَعُ، وَالْيَدُ الْعُلْيَا خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى ". قَالَ حَكِيمٌ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لاَ أَرْزَأُ أَحَدًا بَعْدَكَ شَيْئًا حَتَّى أُفَارِقَ الدُّنْيَا. فَكَانَ أَبُو بَكْرٍ يَدْعُو حَكِيمًا لِيُعْطِيَهُ الْعَطَاءَ، فَيَأْبَى أَنْ يَقْبَلَ مِنْهُ شَيْئًا، ثُمَّ إِنَّ عُمَرَ دَعَاهُ لِيُعْطِيَهُ فَأَبَى أَنْ يَقْبَلَ فَقَالَ يَا مَعْشَرَ الْمُسْلِمِينَ، إِنِّي أَعْرِضُ عَلَيْهِ حَقَّهُ الَّذِي قَسَمَ اللَّهُ لَهُ مِنْ هَذَا الْفَىْءِ، فَيَأْبَى أَنْ يَأْخُذَهُ. فَلَمْ يَرْزَأْ حَكِيمٌ أَحَدًا مِنَ النَّاسِ بَعْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى تُوُفِّيَ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3143 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü