Ey müminlerin emiri! Seninle o fitne arasında kapalı bir kapı vardır; o kapı kırılacak.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3586, Kitap 61, Hadis 95
Türkçe meal

Huzeyfe (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Ömer b. Hattâb (radıyallahu anh): “Hanginiz Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) fitne hakkındaki sözünü ezberinde tutuyor?” dedi. Huzeyfe: “Ben, (onun) dediği gibi ezberimde tutuyorum” dedi. (Ömer): “Söyle, sen gerçekten cüretkârsın” dedi. (Huzeyfe) dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kişinin ailesi, malı ve komşusu hususundaki fitnesini namaz, sadaka, iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak örter.” (Ömer): “Bunu değil, deniz dalgası gibi dalgalanacak olanı (soruyorum)” dedi. (Huzeyfe): “Ey müminlerin emiri! Ondan sana bir zarar yok; seninle onun arasında kapalı bir kapı vardır” dedi. (Ömer): “Kapı açılacak mı, yoksa kırılacak mı?” dedi. (Huzeyfe): “Hayır, kırılacak” dedi. (Ömer): “Öyleyse bir daha kapanmaması daha muhtemeldir” dedi. (Ebû Vâil dedi ki:) Biz (Huzeyfe'ye): “Ömer kapıyı biliyor muydu?” dedik. “Evet, yarından önce bu gecenin geleceğini bildiği gibi (biliyordu). Ona yanıltmaca olmayan bir hadis anlattım” dedi. Ona sormaktan çekindik ve Mesrûk'a emrettik; o da: “Kapı kimdir?” diye sordu. (Huzeyfe): “Ömer” dedi.

Sahîh-i Buhârî 3586, Kitap 61, Hadis 95

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ،. حَدَّثَنِي بِشْرُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ، يُحَدِّثُ عَنْ حُذَيْفَةَ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَيُّكُمْ يَحْفَظُ قَوْلَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْفِتْنَةِ فَقَالَ حُذَيْفَةُ أَنَا أَحْفَظُ كَمَا قَالَ. قَالَ هَاتِ إِنَّكَ لَجَرِيءٌ. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فِتْنَةُ الرَّجُلِ فِي أَهْلِهِ وَمَالِهِ وَجَارِهِ تُكَفِّرُهَا الصَّلاَةُ وَالصَّدَقَةُ وَالأَمْرُ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّهْىُ عَنِ الْمُنْكَرِ ". قَالَ لَيْسَتْ هَذِهِ، وَلَكِنِ الَّتِي تَمُوجُ كَمَوْجِ الْبَحْرِ. قَالَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ لاَ بَأْسَ عَلَيْكَ مِنْهَا، إِنَّ بَيْنَكَ وَبَيْنَهَا بَابًا مُغْلَقًا. قَالَ يُفْتَحُ الْبَابُ أَوْ يُكْسَرُ قَالَ لاَ بَلْ يُكْسَرُ. قَالَ ذَاكَ أَحْرَى أَنْ لاَ يُغْلَقَ. قُلْنَا عَلِمَ الْبَابَ قَالَ نَعَمْ، كَمَا أَنَّ دُونَ غَدٍ اللَّيْلَةَ، إِنِّي حَدَّثْتُهُ حَدِيثًا لَيْسَ بِالأَغَالِيطِ. فَهِبْنَا أَنْ نَسْأَلَهُ، وَأَمَرْنَا مَسْرُوقًا، فَسَأَلَهُ فَقَالَ مَنِ الْبَابُ قَالَ عُمَرُ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3586 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü