Vallahi Ali'ye Ebû Turâb adını ancak Peygamber verdi; ona bundan daha sevimli bir ad yoktu.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3703, Kitap 62, Hadis 53
Türkçe meal

Ebû Hâzim şöyle rivayet etti:

Bir adam Sehl b. Sa'd'ın yanına gelip: “Şu filan -Medine emîrini kastediyordu- minberin yanında Ali'yi (bir lakapla) anıyor” dedi. (Sehl): “Ne diyor?” dedi. “Ona Ebû Turâb diyor” dedi. (Sehl) güldü ve şöyle dedi: “Vallahi ona bu adı ancak Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) verdi; ona bundan daha sevimli bir ad yoktu.” Ben de Sehl'den sözün devamını istedim ve: “Ey Ebû Abbâs! Nasıl oldu?” dedim. Şöyle dedi: “Ali, Fâtıma'nın yanına girdi, sonra çıkıp mescitte yattı. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): 'Amcanın oğlu nerede?' buyurdu. (Fâtıma): 'Mescitte' dedi. (Peygamber) onun yanına çıktı; ridasının sırtından düştüğünü ve toprağın sırtına bulaştığını gördü. Sırtındaki toprağı silmeye başladı ve iki kez: 'Kalk otur ey Ebû Turâb!' diyordu.”

Sahîh-i Buhârî 3703, Kitap 62, Hadis 53

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَجُلاً، جَاءَ إِلَى سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ فَقَالَ هَذَا فُلاَنٌ ـ لأَمِيرِ الْمَدِينَةِ ـ يَدْعُو عَلِيًّا عِنْدَ الْمِنْبَرِ. قَالَ فَيَقُولُ مَاذَا قَالَ يَقُولُ لَهُ أَبُو تُرَابٍ. فَضَحِكَ قَالَ وَاللَّهِ مَا سَمَّاهُ إِلاَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم، وَمَا كَانَ لَهُ اسْمٌ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْهُ. فَاسْتَطْعَمْتُ الْحَدِيثَ سَهْلاً، وَقُلْتُ يَا أَبَا عَبَّاسٍ كَيْفَ قَالَ دَخَلَ عَلِيٌّ عَلَى فَاطِمَةَ ثُمَّ خَرَجَ فَاضْطَجَعَ فِي الْمَسْجِدِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَيْنَ ابْنُ عَمِّكِ ". قَالَتْ فِي الْمَسْجِدِ. فَخَرَجَ إِلَيْهِ فَوَجَدَ رِدَاءَهُ قَدْ سَقَطَ عَنْ ظَهْرِهِ، وَخَلَصَ التُّرَابُ إِلَى ظَهْرِهِ، فَجَعَلَ يَمْسَحُ التُّرَابَ عَنْ ظَهْرِهِ فَيَقُولُ " اجْلِسْ يَا أَبَا تُرَابٍ ". مَرَّتَيْنِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3703 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü