Zeyd b. Amr: Allah'ım! Şahitlik ederim ki ben İbrâhim'in dini üzereyim.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3827, Kitap 63, Hadis 52
Türkçe meal

Abdullah b. Ömer (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Zeyd b. Amr b. Nufeyl, dini araştırmak ve ona uymak için Şam'a gitti. Yahudilerden bir âlimle karşılaştı ve ona onların dinini sordu. “Belki ben de sizin dininize girerim; bana (onu) anlat” dedi. (Âlim): “Allah'ın gazabından payını almadıkça bizim dinimizde olamazsın” dedi. Zeyd: “Ben ancak Allah'ın gazabından kaçıyorum; Allah'ın gazabından hiçbir şeyi asla yüklenmem, buna nasıl güç yetirebilirim! Bana başka bir (din) gösterir misin?” dedi. (Âlim): “Hanîf olmaktan başkasını bilmiyorum” dedi. Zeyd: “Hanîf nedir?” dedi. “İbrâhim'in dinidir; o ne yahudi ne de hristiyandı ve Allah'tan başkasına ibadet etmezdi” dedi. Bunun üzerine Zeyd çıktı ve hristiyanlardan bir âlimle karşılaştı; ona da aynısını söyledi. (Âlim): “Allah'ın lanetinden payını almadıkça bizim dinimizde olamazsın” dedi. (Zeyd): “Ben ancak Allah'ın lanetinden kaçıyorum; Allah'ın lanetinden de gazabından da hiçbir şeyi asla yüklenmem, buna nasıl güç yetirebilirim! Bana başka bir (din) gösterir misin?” dedi. (Âlim): “Hanîf olmaktan başkasını bilmiyorum” dedi. (Zeyd): “Hanîf nedir?” dedi. “İbrâhim'in dinidir; o ne yahudi ne de hristiyandı ve Allah'tan başkasına ibadet etmezdi” dedi. Zeyd onların İbrâhim (aleyhisselâm) hakkındaki sözlerini görünce (oradan) çıktı. (Açık bir yere) çıkınca ellerini kaldırdı ve: “Allah'ım! Şahitlik ederim ki ben İbrâhim'in dini üzereyim” dedi.

Sahîh-i Buhârî 3827, Kitap 63, Hadis 52

Arapça metin
قَالَ مُوسَى حَدَّثَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، وَلاَ أَعْلَمُهُ إِلاَّ تُحُدِّثَ بِهِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ أَنَّ زَيْدَ بْنَ عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ خَرَجَ إِلَى الشَّأْمِ، يَسْأَلُ عَنِ الدِّينِ وَيَتْبَعُهُ فَلَقِيَ عَالِمًا مِنَ الْيَهُودِ، فَسَأَلَهُ عَنْ دِينِهِمْ، فَقَالَ إِنِّي لَعَلِّي أَنْ أَدِينَ دِينَكُمْ، فَأَخْبِرْنِي. فَقَالَ لاَ تَكُونُ عَلَى دِينِنَا حَتَّى تَأْخُذَ بِنَصِيبِكَ مِنْ غَضَبِ اللَّهِ. قَالَ زَيْدٌ مَا أَفِرُّ إِلاَّ مِنْ غَضَبِ اللَّهِ، وَلاَ أَحْمِلُ مِنْ غَضَبِ اللَّهِ شَيْئًا أَبَدًا، وَأَنَّى أَسْتَطِيعُهُ فَهَلْ تَدُلُّنِي عَلَى غَيْرِهِ قَالَ مَا أَعْلَمُهُ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ حَنِيفًا. قَالَ زَيْدٌ وَمَا الْحَنِيفُ قَالَ دِينُ إِبْرَاهِيمَ لَمْ يَكُنْ يَهُودِيًّا وَلاَ نَصْرَانِيًّا وَلاَ يَعْبُدُ إِلاَّ اللَّهَ. فَخَرَجَ زَيْدٌ فَلَقِيَ عَالِمًا مِنَ النَّصَارَى، فَذَكَرَ مِثْلَهُ، فَقَالَ لَنْ تَكُونَ عَلَى دِينِنَا حَتَّى تَأْخُذَ بِنَصِيبِكَ مِنْ لَعْنَةِ اللَّهِ. قَالَ مَا أَفِرُّ إِلاَّ مِنْ لَعْنَةِ اللَّهِ، وَلاَ أَحْمِلُ مِنْ لَعْنَةِ اللَّهِ وَلاَ مِنْ غَضَبِهِ شَيْئًا أَبَدًا، وَأَنَّى أَسْتَطِيعُ فَهَلْ تَدُلُّنِي عَلَى غَيْرِهِ قَالَ مَا أَعْلَمُهُ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ حَنِيفًا. قَالَ وَمَا الْحَنِيفُ قَالَ دِينُ إِبْرَاهِيمَ لَمْ يَكُنْ يَهُودِيًّا وَلاَ نَصْرَانِيًّا وَلاَ يَعْبُدُ إِلاَّ اللَّهَ. فَلَمَّا رَأَى زَيْدٌ قَوْلَهُمْ فِي إِبْرَاهِيمَ ـ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ـ خَرَجَ، فَلَمَّا بَرَزَ رَفَعَ يَدَيْهِ فَقَالَ اللَّهُمَّ إِنِّي أَشْهَدُ أَنِّي عَلَى دِينِ إِبْرَاهِيمَ .

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3827 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü