Benî Neccâr: "Vallahi biz bahçenin bedelini ancak Allah'tan isteriz" dediler.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3932, Kitap 63, Hadis 157
Türkçe meal

Enes b. Mâlik (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Medine'ye gelince Medine'nin yukarı kısmında, Benî Amr b. Avf denilen bir kabilenin içine indi. Onların arasında on dört gece kaldı. Sonra Benî Neccâr'ın ileri gelenlerine haber gönderdi; kılıçlarını kuşanmış olarak geldiler. Sanki şu an Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) bakıyorum: Bineğinin üzerinde, Ebû Bekir terkisinde, Benî Neccâr'ın ileri gelenleri de etrafında; nihayet Ebû Eyyûb'un avlusuna indi. Namaz vakti nerede gelirse orada namaz kılardı; koyun ağıllarında da namaz kılardı. Sonra mescidin yapılmasını emretti. Benî Neccâr'ın ileri gelenlerine haber gönderdi, geldiler. “Ey Benî Neccâr! Şu bahçenizi bana satın” buyurdu. “Hayır, vallahi biz onun bedelini ancak Allah'tan isteriz” dediler. Orada size söyleyeceğim şeyler vardı: Müşriklerin kabirleri vardı, harabeler vardı, hurma ağaçları vardı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) müşriklerin kabirlerinin açılmasını emretti, açıldı; harabelerin düzlenmesini emretti, düzlendi; hurma ağaçlarının kesilmesini emretti, kesildi. Hurma (gövde)lerini mescidin kıble tarafına dizdiler, kapının iki yan direğini de taştan yaptılar. O taşları taşıyor ve recez söylüyorlardı; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de onlarla birlikteydi. Şöyle diyorlardı: “Allah'ım! Hayır ancak âhiretin hayrıdır; Ensâr'a ve Muhâcirlere yardım et.”

Sahîh-i Buhârî 3932, Kitap 63, Hadis 157

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ،. وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، حَدَّثَنَا أَبُو التَّيَّاحِ، يَزِيدُ بْنُ حُمَيْدٍ الضُّبَعِيُّ قَالَ حَدَّثَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ، نَزَلَ فِي عُلْوِ الْمَدِينَةِ فِي حَىٍّ يُقَالُ لَهُمْ بَنُو عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ ـ قَالَ ـ فَأَقَامَ فِيهِمْ أَرْبَعَ عَشْرَةَ لَيْلَةً، ثُمَّ أَرْسَلَ إِلَى مَلإِ بَنِي النَّجَّارِ ـ قَالَ ـ فَجَاءُوا مُتَقَلِّدِي سُيُوفِهِمْ، قَالَ وَكَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى رَاحِلَتِهِ، وَأَبُو بَكْرٍ رِدْفَهُ، وَمَلأُ بَنِي النَّجَّارِ حَوْلَهُ حَتَّى أَلْقَى بِفِنَاءِ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ فَكَانَ يُصَلِّي حَيْثُ أَدْرَكَتْهُ الصَّلاَةُ، وَيُصَلِّي فِي مَرَابِضِ الْغَنَمِ، قَالَ ثُمَّ إِنَّهُ أَمَرَ بِبِنَاءِ الْمَسْجِدِ، فَأَرْسَلَ إِلَى مَلإِ بَنِي النَّجَّارِ، فَجَاءُوا فَقَالَ " يَا بَنِي النَّجَّارِ، ثَامِنُونِي حَائِطَكُمْ هَذَا ". فَقَالُوا لاَ، وَاللَّهِ لاَ نَطْلُبُ ثَمَنَهُ إِلاَّ إِلَى اللَّهِ. قَالَ فَكَانَ فِيهِ مَا أَقُولُ لَكُمْ كَانَتْ فِيهِ قُبُورُ الْمُشْرِكِينَ، وَكَانَتْ فِيهِ خِرَبٌ، وَكَانَ فِيهِ نَخْلٌ، فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِقُبُورِ الْمُشْرِكِينَ فَنُبِشَتْ، وَبِالْخِرَبِ فَسُوِّيَتْ، وَبِالنَّخْلِ فَقُطِعَ، قَالَ فَصَفُّوا النَّخْلَ قِبْلَةَ الْمَسْجِدِ ـ قَالَ ـ وَجَعَلُوا عِضَادَتَيْهِ حِجَارَةً. قَالَ قَالَ جَعَلُوا يَنْقُلُونَ ذَاكَ الصَّخْرَ وَهُمْ يَرْتَجِزُونَ، وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَهُمْ يَقُولُونَ اللَّهُمَّ إِنَّهُ لاَ خَيْرَ إِلاَّ خَيْرُ الآخِرَهْ فَانْصُرِ الأَنْصَارَ وَالْمُهَاجِرَهْ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3932 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü