Ukl ve Ureyne'den gelenler Müslüman olduktan sonra kâfir olup Peygamber'in çobanını öldürdüler

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4192, Kitap 64, Hadis 232
Türkçe meal

Enes (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Ukl ve Ureyne'den bazı kimseler Medine'ye, Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına geldiler ve Müslüman olduklarını dile getirdiler. “Ey Allah'ın Nebîsi! Biz hayvancılıkla (sütle) geçinen kimselerdik, ekin ehli değildik” dediler. Medine'nin havasını ağır buldular. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara birkaç deve ile bir çoban verilmesini emretti ve onlara (develerle) oraya çıkıp onların sütlerinden ve sidiklerinden içmelerini emretti. Gittiler; Harre'nin bir kenarına varınca Müslüman olduktan sonra kâfir oldular, Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) çobanını öldürdüler ve develeri sürüp götürdüler. Bu haber Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) ulaştı; peşlerine takipçiler gönderdi. (Yakalanınca) onlar hakkında emir verdi; gözlerine mil çektiler, ellerini kestiler ve Harre'nin bir kenarında bırakıldılar; o hâlleri üzere öldüler.

Katâde dedi ki: Bize ulaştığına göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bundan sonra sadakaya teşvik eder, müsleden (uzuv kesip işkence etmekten) nehyederdi.

Şu'be, Ebân ve Hammâd, Katâde'den “Ureyne'den” diye rivayet ettiler. Yahyâ b. Ebû Kesîr ve Eyyûb, Ebû Kılâbe'den, o da Enes'ten “Ukl'dan bir grup geldi” diye rivayet etti.

Sahîh-i Buhârî 4192, Kitap 64, Hadis 232

Arapça metin
حَدَّثَنِي عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، أَنَّ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ حَدَّثَهُمْ أَنَّ نَاسًا مِنْ عُكْلٍ وَعُرَيْنَةَ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَتَكَلَّمُوا بِالإِسْلاَمِ فَقَالُوا يَا نَبِيَّ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا أَهْلَ ضَرْعٍ، وَلَمْ نَكُنْ أَهْلَ رِيفٍ. وَاسْتَوْخَمُوا الْمَدِينَةَ، فَأَمَرَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِذَوْدٍ وَرَاعٍ، وَأَمَرَهُمْ أَنْ يَخْرُجُوا فِيهِ، فَيَشْرَبُوا مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا، فَانْطَلَقُوا حَتَّى إِذَا كَانُوا نَاحِيَةَ الْحَرَّةِ كَفَرُوا بَعْدَ إِسْلاَمِهِمْ، وَقَتَلُوا رَاعِيَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، وَاسْتَاقُوا الذَّوْدَ، فَبَلَغَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَبَعَثَ الطَّلَبَ فِي آثَارِهِمْ فَأَمَرَ بِهِمْ فَسَمَرُوا أَعْيُنَهُمْ، وَقَطَعُوا أَيْدِيَهُمْ، وَتُرِكُوا فِي نَاحِيَةِ الْحَرَّةِ حَتَّى مَاتُوا عَلَى حَالِهِمْ. قَالَ قَتَادَةُ بَلَغَنَا أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ ذَلِكَ كَانَ يَحُثُّ عَلَى الصَّدَقَةِ، وَيَنْهَى عَنِ الْمُثْلَةِ. وَقَالَ شُعْبَةُ وَأَبَانُ وَحَمَّادٌ عَنْ قَتَادَةَ مِنْ عُرَيْنَةَ. وَقَالَ يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ وَأَيُّوبُ عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ عَنْ أَنَسٍ قَدِمَ نَفَرٌ مِنْ عُكْلٍ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4192 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü