Hicrette sizi geçtik; biz Resûlullah'a sizden daha lâyığız

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4230, Kitap 64, Hadis 268
Türkçe meal

Ebû Mûsâ (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Biz Yemen'deyken Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) (Mekke'den) çıktığı haberi bize ulaştı. Ben ve iki kardeşim —ben onların en küçüğüyüm; biri Ebû Bürde, diğeri Ebû Ruhm'dur— kavmimden elli küsur —ya da elli üç veya elli iki dedi— kişi içinde ona hicret etmek üzere çıktık. Bir gemiye bindik; gemimiz bizi Habeşistan'da Necâşî'nin yanına attı. Orada Ca'fer b. Ebû Tâlib'e rastladık ve onunla birlikte kaldık; nihayet hep birlikte geldik. Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) Hayber'i fethettiği sırada kavuştuk. İnsanlardan bazıları bize —yani gemi ehline— “Hicrette sizi geçtik” diyorlardı. Bizimle birlikte gelenlerden olan Esmâ bt. Umeys, Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) hanımı Hafsa'nın yanına ziyaret için girdi. O da Necâşî'ye hicret edenler arasında hicret etmişti. Esmâ onun yanındayken Ömer Hafsa'nın yanına girdi. Ömer Esmâ'yı görünce: “Bu kim?” dedi. “Esmâ bt. Umeys” dedi. Ömer: “Bu Habeşli kadın mı? Bu denizci kadın mı?” dedi. Esmâ: “Evet” dedi. (Ömer): “Hicrette sizi geçtik; biz Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) sizden daha lâyığız” dedi. (Esmâ) kızdı ve şöyle dedi: “Hayır, vallahi! Siz Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraberdiniz; açınızı doyuruyor, cahilinize öğüt veriyordu. Biz ise Habeşistan'da uzak ve (bize) buğzeden (kimselerin) yurdunda —ya da toprağında— idik. Bu da Allah için ve Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) içindi. Allah'a andolsun, söylediğini Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) anlatmadıkça hiçbir yiyecek yemeyeceğim, hiçbir içecek içmeyeceğim. Biz eziyet görüyor ve korkutuluyorduk. Bunu Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) anlatacağım ve ona soracağım. Vallahi yalan söylemeyeceğim, (sözünü) çarpıtmayacağım ve üzerine bir şey eklemeyeceğim.”

Sahîh-i Buhârî 4230, Kitap 64, Hadis 268

Arapça metin
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا بُرَيْدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَلَغَنَا مَخْرَجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ بِالْيَمَنِ، فَخَرَجْنَا مُهَاجِرِينَ إِلَيْهِ أَنَا، وَأَخَوَانِ لِي أَنَا أَصْغَرُهُمْ، أَحَدُهُمَا أَبُو بُرْدَةَ، وَالآخَرُ أَبُو رُهْمٍ ـ إِمَّا قَالَ بِضْعٌ وَإِمَّا قَالَ ـ فِي ثَلاَثَةٍ وَخَمْسِينَ أَوِ اثْنَيْنِ وَخَمْسِينَ رَجُلاً مِنْ قَوْمِي، فَرَكِبْنَا سَفِينَةً، فَأَلْقَتْنَا سَفِينَتُنَا إِلَى النَّجَاشِيِّ بِالْحَبَشَةِ، فَوَافَقْنَا جَعْفَرَ بْنَ أَبِي طَالِبٍ فَأَقَمْنَا مَعَهُ حَتَّى قَدِمْنَا جَمِيعًا، فَوَافَقْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حِينَ افْتَتَحَ خَيْبَرَ، وَكَانَ أُنَاسٌ مِنَ النَّاسِ يَقُولُونَ لَنَا ـ يَعْنِي لأَهْلِ السَّفِينَةِ ـ سَبَقْنَاكُمْ بِالْهِجْرَةِ، وَدَخَلَتْ أَسْمَاءُ بِنْتُ عُمَيْسٍ، وَهْىَ مِمَّنْ قَدِمَ مَعَنَا، عَلَى حَفْصَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم زَائِرَةً، وَقَدْ كَانَتْ هَاجَرَتْ إِلَى النَّجَاشِيِّ فِيمَنْ هَاجَرَ، فَدَخَلَ عُمَرُ عَلَى حَفْصَةَ وَأَسْمَاءُ عِنْدَهَا، فَقَالَ عُمَرُ حِينَ رَأَى أَسْمَاءَ مَنْ هَذِهِ قَالَتْ أَسْمَاءُ بِنْتُ عُمَيْسٍ. قَالَ عُمَرُ الْحَبَشِيَّةُ هَذِهِ الْبَحْرِيَّةُ هَذِهِ قَالَتْ أَسْمَاءُ نَعَمْ. قَالَ سَبَقْنَاكُمْ بِالْهِجْرَةِ، فَنَحْنُ أَحَقُّ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْكُمْ. فَغَضِبَتْ وَقَالَتْ كَلاَّ وَاللَّهِ، كُنْتُمْ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُطْعِمُ جَائِعَكُمْ، وَيَعِظُ جَاهِلَكُمْ، وَكُنَّا فِي دَارِ أَوْ فِي أَرْضِ الْبُعَدَاءِ الْبُغَضَاءِ بِالْحَبَشَةِ، وَذَلِكَ فِي اللَّهِ وَفِي رَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم وَايْمُ اللَّهِ، لاَ أَطْعَمُ طَعَامًا، وَلاَ أَشْرَبُ شَرَابًا حَتَّى أَذْكُرَ مَا قُلْتَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ كُنَّا نُؤْذَى وَنُخَافُ، وَسَأَذْكُرُ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَسْأَلُهُ، وَاللَّهِ لاَ أَكْذِبُ وَلاَ أَزِيغُ وَلاَ أَزِيدُ عَلَيْهِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4230 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü