Muhammed'in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı onun da elini keserdim.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4304, Kitap 64, Hadis 337
Türkçe meal

Urve b. Zübeyr şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında, fetih gazvesinde bir kadın hırsızlık yaptı. Kavmi, şefaat etmesini istemek üzere telaşla Üsâme b. Zeyd'e başvurdu. Urve dedi ki: Üsâme onun hakkında (Resûlullah ile) konuşunca Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yüzünün rengi değişti ve: “Allah'ın hadlerinden bir had hakkında mı benimle konuşuyorsun?” buyurdu. Üsâme: “Ey Allah'ın Resûlü! Benim için bağışlanma dile” dedi. Akşamüstü olunca Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hutbe vermek üzere kalktı; Allah'a, lâyık olduğu şekilde senâ etti, sonra şöyle buyurdu: “Emmâ ba'dü! Sizden önceki insanları ancak şu helak etti: İçlerinde şerefli biri hırsızlık yapınca onu bırakırlardı; zayıf biri hırsızlık yapınca ona haddi uygularlardı. Muhammed'in canı elinde olana yemin ederim ki Muhammed'in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı onun da elini keserdim.” Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) o kadın hakkında emir verdi ve eli kesildi. Bundan sonra tövbesi güzel oldu ve evlendi. Âişe dedi ki: Bundan sonra (yanıma) gelirdi; ben de ihtiyacını Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) iletirdim.

Sahîh-i Buhârî 4304, Kitap 64, Hadis 337

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ امْرَأَةً، سَرَقَتْ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةِ الْفَتْحِ، فَفَزِعَ قَوْمُهَا إِلَى أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ يَسْتَشْفِعُونَهُ، قَالَ عُرْوَةُ فَلَمَّا كَلَّمَهُ أُسَامَةُ فِيهَا تَلَوَّنَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَتُكَلِّمُنِي فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ ". قَالَ أُسَامَةُ اسْتَغْفِرْ لِي يَا رَسُولَ اللَّهِ. فَلَمَّا كَانَ الْعَشِيُّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَطِيبًا، فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ قَالَ " أَمَّا بَعْدُ، فَإِنَّمَا أَهْلَكَ النَّاسَ قَبْلَكُمْ أَنَّهُمْ كَانُوا إِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الشَّرِيفُ تَرَكُوهُ، وَإِذَا سَرَقَ فِيهِمِ الضَّعِيفُ أَقَامُوا عَلَيْهِ الْحَدَّ، وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ، لَوْ أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ سَرَقَتْ لَقَطَعْتُ يَدَهَا " . ثُمَّ أَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِتِلْكَ الْمَرْأَةِ، فَقُطِعَتْ يَدُهَا، فَحَسُنَتْ تَوْبَتُهَا بَعْدَ ذَلِكَ وَتَزَوَّجَتْ. قَالَتْ عَائِشَةُ فَكَانَتْ تَأْتِي بَعْدَ ذَلِكَ فَأَرْفَعُ حَاجَتَهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4304 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü