Hevâzin heyeti Müslüman olarak gelince Peygamber, esirlerini gönül hoşluğuyla geri vermeleri için Müslümanlara danıştı.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4318, 4319, Kitap 64, Hadis 349
Hadis numaraları
4318, 4319
Türkçe meal

Mervân ile Misver b. Mahreme şöyle rivayet etti:

Hevâzin heyeti Müslüman olarak Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip mallarını ve esirlerini kendilerine geri vermesini istediğinde, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kalktı ve onlara şöyle buyurdu: “Gördüğünüz kimseler benimle beraberdir. Bana sözün en sevimlisi en doğru olanıdır. İki şeyden birini seçin: Ya esirleri ya da malı. Ben sizi beklemiştim.” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Tâif'ten döndüğünde onları on küsur gece beklemişti. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) kendilerine iki şeyden yalnızca birini geri vereceği onlara açıkça belli olunca: “O hâlde biz esirlerimizi seçiyoruz” dediler. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Müslümanların arasında kalktı, Allah'a lâyık olduğu şekilde senâ etti, sonra şöyle buyurdu: “Emmâ ba'dü! Kardeşleriniz bize tövbe ederek geldiler. Ben de esirlerini onlara geri vermeyi uygun gördüm. Sizden kim bunu gönül hoşluğuyla yapmak isterse yapsın. Sizden kim de Allah'ın bize vereceği ilk ganimetten payını ona verinceye kadar payı üzerinde kalmak isterse (öyle) yapsın.” İnsanlar: “Ey Allah'ın Resûlü! Biz bunu gönül hoşluğuyla kabul ettik” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Sizden buna kimin izin verdiğini, kimin vermediğini bilemeyiz. Dönün de temsilcileriniz durumunuzu bize iletsin” buyurdu. İnsanlar döndü; temsilcileri onlarla konuştu. Sonra Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) dönüp onların gönül hoşluğuyla razı olduklarını ve izin verdiklerini haber verdiler. (Zührî dedi ki:) Hevâzin esirleri hakkında bana ulaşan budur.

Sahîh-i Buhârî 4318, 4319, Kitap 64, Hadis 349

Arapça metin
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي لَيْثٌ، حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ،. وَحَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَخِي ابْنِ شِهَابٍ،، قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ شِهَابٍ وَزَعَمَ عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ أَنَّ مَرْوَانَ، وَالْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، أَخْبَرَاهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَامَ حِينَ جَاءَهُ وَفْدُ هَوَازِنَ مُسْلِمِينَ، فَسَأَلُوهُ أَنْ يَرُدَّ إِلَيْهِمْ أَمْوَالَهُمْ وَسَبْيَهُمْ، فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَعِي مَنْ تَرَوْنَ، وَأَحَبُّ الْحَدِيثِ إِلَىَّ أَصْدَقُهُ، فَاخْتَارُوا إِحْدَى الطَّائِفَتَيْنِ إِمَّا السَّبْىَ، وَإِمَّا الْمَالَ، وَقَدْ كُنْتُ اسْتَأْنَيْتُ بِكُمْ ". وَكَانَ أَنْظَرَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِضْعَ عَشْرَةَ لَيْلَةً، حِينَ قَفَلَ مِنَ الطَّائِفِ، فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَيْرُ رَادٍّ إِلَيْهِمْ إِلاَّ إِحْدَى الطَّائِفَتَيْنِ قَالُوا فَإِنَّا نَخْتَارُ سَبْيَنَا. فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْمُسْلِمِينَ، فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ قَالَ " أَمَّا بَعْدُ، فَإِنَّ إِخْوَانَكُمْ قَدْ جَاءُونَا تَائِبِينَ، وَإِنِّي قَدْ رَأَيْتُ أَنْ أَرُدَّ إِلَيْهِمْ سَبْيَهُمْ، فَمَنْ أَحَبَّ مِنْكُمْ أَنْ يُطَيِّبَ ذَلِكَ فَلْيَفْعَلْ، وَمَنْ أَحَبَّ مِنْكُمْ أَنْ يَكُونَ عَلَى حَظِّهِ، حَتَّى نُعْطِيَهُ إِيَّاهُ مِنْ أَوَّلِ مَا يُفِيءُ اللَّهُ عَلَيْنَا، فَلْيَفْعَلْ ". فَقَالَ النَّاسُ قَدْ طَيَّبْنَا ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّا لاَ نَدْرِي مَنْ أَذِنَ مِنْكُمْ فِي ذَلِكَ مِمَّنْ لَمْ يَأْذَنْ فَارْجِعُوا حَتَّى يَرْفَعَ إِلَيْنَا عُرَفَاؤُكُمْ أَمْرَكُمْ " . فَرَجَعَ النَّاسُ فَكَلَّمَهُمْ عُرَفَاؤُهُمْ ثُمَّ رَجَعُوا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرُوهُ أَنَّهُمْ قَدْ طَيَّبُوا وَأَذِنُوا. هَذَا الَّذِي بَلَغَنِي عَنْ سَبْىِ هَوَازِنَ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4318, 4319 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü