Enes b. Mâlik (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Allah, Hevâzin mallarından Resûlüne (sallallahu aleyhi ve sellem) ganimet olarak verdiğini verip de Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bazı adamlara yüzer deve vermeye başlayınca Ensâr'dan bazı kimseler şöyle dedi: “Allah Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) bağışlasın! Kureyş'e veriyor, bizi bırakıyor; hâlbuki kılıçlarımızdan onların kanları damlıyor.” Enes dedi ki: Onların bu sözü Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) anlatıldı. Ensâr'a haber gönderdi, onları deriden bir çadırda topladı ve onlarla birlikte başkasını çağırmadı. Toplanınca Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) kalktı ve: “Sizden bana ulaşan bu söz nedir?” buyurdu. Ensâr'ın fakihleri: “Ey Allah'ın Resûlü! Büyüklerimiz bir şey söylemedi; fakat içimizden yaşı genç bazı kimseler: Allah Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) bağışlasın! Kureyş'e veriyor, bizi bırakıyor; hâlbuki kılıçlarımızdan onların kanları damlıyor, dediler” dediler. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ben küfürden yeni çıkmış bazı adamlara, kalplerini (İslâm'a) ısındırmak için veriyorum. İnsanların mallarla gitmesine, sizin ise Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem) alıp yurtlarınıza gitmenize razı olmaz mısınız? Vallahi sizin dönüp götürdüğünüz, onların dönüp götürdüklerinden daha hayırlıdır.” “Ey Allah'ın Resûlü! Razı olduk” dediler. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara: “Şiddetli bir kayırılma göreceksiniz; Allah'a ve Resûlüne (sallallahu aleyhi ve sellem) kavuşuncaya kadar sabredin; çünkü ben Havz'ın başındayım” buyurdu. Enes dedi ki: Fakat sabretmediler.
Sahîh-i Buhârî 4331, Kitap 64, Hadis 360