Mazlumun bedduasından kork; çünkü onunla Allah arasında hiçbir perde yoktur.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4347, Kitap 64, Hadis 374
Türkçe meal

Abdullah b. Abbâs (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Muâz b. Cebel'i Yemen'e gönderdiği zaman ona şöyle buyurdu: “Sen Ehl-i kitaptan bir kavme varacaksın. Onlara vardığında onları, Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şahitlik etmeye davet et. Bu hususta sana itaat ederlerse onlara, Allah'ın kendilerine her gün ve gecede beş vakit namazı farz kıldığını haber ver. Bu hususta sana itaat ederlerse onlara, Allah'ın size zenginlerinden alınıp fakirlerine geri verilecek bir sadaka(yı zekâtı) farz kıldığını haber ver. Bu hususta sana itaat ederlerse mallarının en kıymetlilerinden sakın. Mazlumun bedduasından da kork; çünkü onunla Allah arasında hiçbir perde yoktur.”

Ebû Abdullah (Buhârî) dedi ki: “Tavva'at” (Mâide 5/30) “tâ'at” ve “etâ'at” (demektir); (bunlar) bir lügattir: “Ti'tu”, “tu'tu” ve “eta'tu” (denir).

Sahîh-i Buhârî 4347, Kitap 64, Hadis 374

Arapça metin
حَدَّثَنِي حِبَّانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ زَكَرِيَّاءَ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ صَيْفِيٍّ، عَنْ أَبِي مَعْبَدٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِمُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ حِينَ بَعَثَهُ إِلَى الْيَمَنِ " إِنَّكَ سَتَأْتِي قَوْمًا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ، فَإِذَا جِئْتَهُمْ فَادْعُهُمْ إِلَى أَنْ يَشْهَدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، فَإِنْ هُمْ طَاعُوا لَكَ بِذَلِكَ فَأَخْبِرْهُمْ أَنَّ اللَّهَ قَدْ فَرَضَ عَلَيْهِمْ خَمْسَ صَلَوَاتٍ فِي كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ، فَإِنْ هُمْ طَاعُوا لَكَ بِذَلِكَ، فَأَخْبِرْهُمْ أَنَّ اللَّهَ قَدْ فَرَضَ عَلَيْكُمْ صَدَقَةً، تُؤْخَذُ مِنْ أَغْنِيَائِهِمْ، فَتُرَدُّ عَلَى فُقَرَائِهِمْ، فَإِنْ هُمْ طَاعُوا لَكَ بِذَلِكَ، فَإِيَّاكَ وَكَرَائِمَ أَمْوَالِهِمْ، وَاتَّقِ دَعْوَةَ الْمَظْلُومِ فَإِنَّهُ لَيْسَ بَيْنَهُ وَبَيْنَ اللَّهِ حِجَابٌ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ {طَوَّعَتْ} طَاعَتْ وَأَطَاعَتْ لُغَةٌ، طِعْتُ وَطُعْتُ وَأَطَعْتُ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4347 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü