Ey Muhammed! Vallahi yeryüzünde bana senin yüzünden daha sevimsiz bir yüz yoktu; şimdi ise yüzlerin en sevimlisi oldu.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4372, Kitap 64, Hadis 398
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Necid tarafına bir süvari birliği gönderdi. Benî Hanîfe'den Sümâme b. Üsâl denilen bir adamı getirdiler ve onu mescidin direklerinden bir direğe bağladılar. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına çıktı ve: “Ey Sümâme! Yanında ne var?” buyurdu. “Yanımda hayır var, ey Muhammed! Beni öldürürsen kanı (dökülmeye) değer birini öldürürsün; lütufta bulunursan şükreden birine lütufta bulunursun; mal istiyorsan da ondan dilediğini iste” dedi. (Böylece bırakıldı) ertesi gün oldu. Sonra ona: “Ey Sümâme! Yanında ne var?” buyurdu. “Sana söylediğim: Lütufta bulunursan şükreden birine lütufta bulunursun” dedi. Onu bıraktı; nihayet ertesinin ertesi günü oldu. “Ey Sümâme! Yanında ne var?” buyurdu. “Yanımda sana söylediğim var” dedi. “Sümâme'yi serbest bırakın” buyurdu. (Sümâme) mescide yakın bir hurmalığa gidip yıkandı, sonra mescide girdi ve şöyle dedi: “Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur; şahitlik ederim ki Muhammed Allah'ın Resûlüdür. Ey Muhammed! Vallahi yeryüzünde bana senin yüzünden daha sevimsiz bir yüz yoktu; şimdi ise yüzün bana yüzlerin en sevimlisi oldu. Vallahi bana senin dininden daha sevimsiz bir din yoktu; şimdi ise dinin bana dinlerin en sevimlisi oldu. Vallahi bana senin beldenden daha sevimsiz bir belde yoktu; şimdi ise belden bana beldelerin en sevimlisi oldu. Senin süvarilerin ben umre yapmak isterken beni yakaladılar; ne dersin?” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onu müjdeledi ve umre yapmasını emretti. Mekke'ye gelince biri ona: “Dinden mi döndün (sâbi' mi oldun)?” dedi. “Hayır, fakat Allah'ın Resûlü Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte Müslüman oldum. Hayır, vallahi Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) izin vermedikçe Yemâme'den size bir buğday tanesi gelmeyecek” dedi.

Sahîh-i Buhârî 4372, Kitap 64, Hadis 398

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَيْلاً قِبَلَ نَجْدٍ، فَجَاءَتْ بِرَجُلٍ مِنْ بَنِي حَنِيفَةَ يُقَالُ لَهُ ثُمَامَةُ بْنُ أُثَالٍ، فَرَبَطُوهُ بِسَارِيَةٍ مِنْ سَوَارِي الْمَسْجِدِ، فَخَرَجَ إِلَيْهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " مَا عِنْدَكَ يَا ثُمَامَةُ ". فَقَالَ عِنْدِي خَيْرٌ يَا مُحَمَّدُ، إِنْ تَقْتُلْنِي تَقْتُلْ ذَا دَمٍ، وَإِنْ تُنْعِمْ تُنْعِمْ عَلَى شَاكِرٍ، وَإِنْ كُنْتَ تُرِيدُ الْمَالَ فَسَلْ مِنْهُ مَا شِئْتَ. حَتَّى كَانَ الْغَدُ ثُمَّ قَالَ لَهُ " مَا عِنْدَكَ يَا ثُمَامَةُ ". قَالَ مَا قُلْتُ لَكَ إِنْ تُنْعِمْ تُنْعِمْ عَلَى شَاكِرٍ. فَتَرَكَهُ حَتَّى كَانَ بَعْدَ الْغَدِ، فَقَالَ " مَا عِنْدَكَ يَا ثُمَامَةُ ". فَقَالَ عِنْدِي مَا قُلْتُ لَكَ. فَقَالَ " أَطْلِقُوا ثُمَامَةَ " ، فَانْطَلَقَ إِلَى نَخْلٍ قَرِيبٍ مِنَ الْمَسْجِدِ فَاغْتَسَلَ ثُمَّ دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَقَالَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، يَا مُحَمَّدُ وَاللَّهِ مَا كَانَ عَلَى الأَرْضِ وَجْهٌ أَبْغَضَ إِلَىَّ مِنْ وَجْهِكَ، فَقَدْ أَصْبَحَ وَجْهُكَ أَحَبَّ الْوُجُوهِ إِلَىَّ، وَاللَّهِ مَا كَانَ مِنْ دِينٍ أَبْغَضَ إِلَىَّ مِنْ دِينِكَ، فَأَصْبَحَ دِينُكَ أَحَبَّ الدِّينِ إِلَىَّ، وَاللَّهِ مَا كَانَ مِنْ بَلَدٍ أَبْغَضُ إِلَىَّ مِنْ بَلَدِكَ، فَأَصْبَحَ بَلَدُكَ أَحَبَّ الْبِلاَدِ إِلَىَّ، وَإِنَّ خَيْلَكَ أَخَذَتْنِي وَأَنَا أُرِيدُ الْعُمْرَةَ، فَمَاذَا تَرَى فَبَشَّرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَمَرَهُ أَنْ يَعْتَمِرَ، فَلَمَّا قَدِمَ مَكَّةَ قَالَ لَهُ قَائِلٌ صَبَوْتَ. قَالَ لاَ، وَلَكِنْ أَسْلَمْتُ مَعَ مُحَمَّدٍ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَلاَ وَاللَّهِ لاَ يَأْتِيكُمْ مِنَ الْيَمَامَةِ حَبَّةُ حِنْطَةٍ حَتَّى يَأْذَنَ فِيهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4372 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü