Müseylime'ye: "Benden bu hurma dalı parçasını istesen bile sana vermem" buyurdu.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4373, 4374, Kitap 64, Hadis 399
Hadis numaraları
4373, 4374
Türkçe meal

Abdullah b. Abbâs (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Müseylimetü'l-Kezzâb, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında (Medine'ye) geldi ve: “Muhammed (işi) kendisinden sonra bana bırakırsa ona uyarım” demeye başladı. Oraya kavminden çok sayıda insanla gelmişti. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında Sâbit b. Kays b. Şemmâs olduğu hâlde ona doğru yöneldi. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) elinde bir hurma dalı parçası vardı. Nihayet ashabı arasında bulunan Müseylime'nin başında durdu ve şöyle buyurdu: “Benden bu parçayı istesen bile onu sana vermem. Allah'ın senin hakkındaki takdirini asla aşamazsın. Eğer (dinden) yüz çevirirsen Allah seni mutlaka helak eder. Ben seni, hakkında (rüyada) gördüklerimi gördüğüm kimse olarak görüyorum. Bu da Sâbit'tir; sana benim adıma cevap verir.” Sonra onun yanından ayrıldı.

İbn Abbâs dedi ki: Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) “Ben seni, hakkında (rüyada) gördüklerimi gördüğüm kimse olarak görüyorum” sözünü sordum. Ebû Hüreyre bana Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu haber verdi: “Uyurken iki elimde altından iki bilezik gördüm; onların durumu beni kaygılandırdı. Rüyada bana: ‘Onları üfle’ diye vahyolundu. Onları üfledim, uçup gittiler. Onları benden sonra çıkacak iki yalancı (peygamber) olarak yorumladım: Biri Ansî, diğeri Müseylime.”

Sahîh-i Buhârî 4373, 4374, Kitap 64, Hadis 399

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي حُسَيْنٍ، حَدَّثَنَا نَافِعُ بْنُ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَدِمَ مُسَيْلِمَةُ الْكَذَّابُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَعَلَ يَقُولُ إِنْ جَعَلَ لِي مُحَمَّدٌ مِنْ بَعْدِهِ تَبِعْتُهُ. وَقَدِمَهَا فِي بَشَرٍ كَثِيرٍ مِنْ قَوْمِهِ، فَأَقْبَلَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَعَهُ ثَابِتُ بْنُ قَيْسِ بْنِ شَمَّاسٍ، وَفِي يَدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قِطْعَةُ جَرِيدٍ حَتَّى وَقَفَ عَلَى مُسَيْلِمَةَ فِي أَصْحَابِهِ، فَقَالَ " لَوْ سَأَلْتَنِي هَذِهِ الْقِطْعَةَ مَا أَعْطَيْتُكَهَا وَلَنْ تَعْدُوَ أَمْرَ اللَّهِ فِيكَ، وَلَئِنْ أَدْبَرْتَ لَيَعْقِرَنَّكَ اللَّهُ، وَإِنِّي لأَرَاكَ الَّذِي أُرِيتُ فِيهِ مَا رَأَيْتُ، وَهَذَا ثَابِتٌ يُجِيبُكَ عَنِّي ". ثُمَّ انْصَرَفَ عَنْهُ.

قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَسَأَلْتُ عَنْ قَوْلِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّكَ أُرَى الَّذِي أُرِيتُ فِيهِ مَا أُرِيتُ ". فَأَخْبَرَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ رَأَيْتُ فِي يَدَىَّ سِوَارَيْنِ مِنْ ذَهَبٍ، فَأَهَمَّنِي شَأْنُهُمَا، فَأُوحِيَ إِلَىَّ فِي الْمَنَامِ أَنِ انْفُخْهُمَا، فَنَفَخْتُهُمَا فَطَارَا فَأَوَّلْتُهُمَا كَذَّابَيْنِ يَخْرُجَانِ بَعْدِي، أَحَدُهُمَا الْعَنْسِيُّ، وَالآخَرُ مُسَيْلِمَةُ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4373, 4374 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü