Taşa tapardık; daha iyi bir taş bulduğumuzda onu atar, diğerini alırdık.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4376, 4377, Kitap 64, Hadis 401
Hadis numaraları
4376, 4377
Türkçe meal

Ebû Recâ el-Utâridî şöyle rivayet etti:

Taşa tapardık. Ondan daha iyi bir taş bulduğumuzda onu atar, diğerini alırdık. Taş bulamadığımızda topraktan bir yığın toplar, sonra koyunu getirip üzerine sağar, sonra onun etrafında tavaf ederdik. Receb ayı girdiğinde “Mızrak uçlarını sökücü (ay)” derdik; demiri olan hiçbir mızrağı ve demiri olan hiçbir oku bırakmaz, Receb ayı boyunca (demirini) söküp atardık.

(Mehdî dedi ki:) Ebû Recâ'yı şöyle derken de işittim: Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) gönderildiği gün ailemin develerini güden bir gençtim. Onun çıktığını işitince ateşe, (yani) Müseylimetü'l-Kezzâb'a kaçtık.

Sahîh-i Buhârî 4376, 4377, Kitap 64, Hadis 401

Arapça metin
حَدَّثَنَا الصَّلْتُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ سَمِعْتُ مَهْدِيَّ بْنَ مَيْمُونٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا رَجَاءٍ الْعُطَارِدِيَّ، يَقُولُ كُنَّا نَعْبُدُ الْحَجَرَ، فَإِذَا وَجَدْنَا حَجَرًا هُوَ أَخْيَرُ مِنْهُ أَلْقَيْنَاهُ وَأَخَذْنَا الآخَرَ، فَإِذَا لَمْ نَجِدْ حَجَرًا جَمَعْنَا جُثْوَةً مِنْ تُرَابٍ، ثُمَّ جِئْنَا بِالشَّاةِ فَحَلَبْنَاهُ عَلَيْهِ، ثُمَّ طُفْنَا بِهِ، فَإِذَا دَخَلَ شَهْرُ رَجَبٍ قُلْنَا مُنَصِّلُ الأَسِنَّةِ. فَلاَ نَدَعُ رُمْحًا فِيهِ حَدِيدَةٌ وَلاَ سَهْمًا فِيهِ حَدِيدَةٌ إِلاَّ نَزَعْنَاهُ وَأَلْقَيْنَاهُ شَهْرَ رَجَبٍ.

وَسَمِعْتُ أَبَا رَجَاءٍ، يَقُولُ كُنْتُ يَوْمَ بُعِثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم غُلاَمًا أَرْعَى الإِبِلَ عَلَى أَهْلِي، فَلَمَّا سَمِعْنَا بِخُرُوجِهِ فَرَرْنَا إِلَى النَّارِ إِلَى مُسَيْلِمَةَ الْكَذَّابِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4376, 4377 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü