Allah'a yemin ederim ki ben hilâfeti Resûlullah'tan istemem

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4447, Kitap 64, Hadis 467
Türkçe meal

Abdullah b. Abbâs (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Ali b. Ebû Tâlib (radıyallahu anh), vefat ettiği hastalığı sırasında Resûlullah'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yanından çıktı. İnsanlar: “Ey Ebu'l-Hasen! Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) nasıl sabahladı?” dediler. “Allah'a hamd olsun, iyileşmiş olarak sabahladı” dedi. Abbâs b. Abdülmuttalib onun elinden tuttu ve ona şöyle dedi: “Allah'a yemin ederim ki sen üç gün sonra sopanın kulu (başkasının emri altında) olacaksın. Allah'a yemin ederim ki ben Resûlullah'in (sallallahu aleyhi ve sellem) bu hastalığından vefat edeceğini görüyorum. Ben Abdülmuttalib oğullarının yüzlerini ölüm anında tanırım. Bizi Resûlullah'e (sallallahu aleyhi ve sellem) götür de ona bu işin (hilâfetin) kimde olacağını soralım. Eğer bizde ise bunu bilmiş oluruz; başkalarında ise bunu da bilmiş oluruz, o da bizim için vasiyette bulunur.” Ali şöyle dedi: “Allah'a yemin ederim ki eğer onu Resûlullah'den (sallallahu aleyhi ve sellem) ister de o bizi ondan men ederse, ondan sonra insanlar onu bize asla vermez. Allah'a yemin ederim ki ben onu Resûlullah'den (sallallahu aleyhi ve sellem) istemem.”

Sahîh-i Buhârî 4447, Kitap 64, Hadis 467

Arapça metin
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ أَبِي حَمْزَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ الأَنْصَارِيُّ ـ وَكَانَ كَعْبُ بْنُ مَالِكٍ أَحَدَ الثَّلاَثَةِ الَّذِينَ تِيبَ عَلَيْهِمْ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ ـ رضى الله عنه ـ خَرَجَ مِنْ عِنْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي وَجَعِهِ الَّذِي تُوُفِّيَ فِيهِ، فَقَالَ النَّاسُ يَا أَبَا حَسَنٍ، كَيْفَ أَصْبَحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَصْبَحَ بِحَمْدِ اللَّهِ بَارِئًا، فَأَخَذَ بِيَدِهِ عَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، فَقَالَ لَهُ أَنْتَ وَاللَّهِ بَعْدَ ثَلاَثٍ عَبْدُ الْعَصَا، وَإِنِّي وَاللَّهِ لأُرَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَوْفَ يُتَوَفَّى مِنْ وَجَعِهِ هَذَا، إِنِّي لأَعْرِفُ وُجُوهَ بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ عِنْدَ الْمَوْتِ، اذْهَبْ بِنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلْنَسْأَلْهُ فِيمَنْ هَذَا الأَمْرُ، إِنْ كَانَ فِينَا عَلِمْنَا ذَلِكَ، وَإِنْ كَانَ فِي غَيْرِنَا عَلِمْنَاهُ فَأَوْصَى بِنَا. فَقَالَ عَلِيٌّ إِنَّا وَاللَّهِ لَئِنْ سَأَلْنَاهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَمَنَعَنَاهَا لاَ يُعْطِينَاهَا النَّاسُ بَعْدَهُ، وَإِنِّي وَاللَّهِ لاَ أَسْأَلُهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4447 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü