Amr b. Âmir el-Huzâî'yi ateşte bağırsaklarını sürüklerken gördüm; o, sâibeleri ilk salıveren kimseydi.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4623, Kitap 65, Hadis 145
Türkçe meal

Saîd b. Müseyyeb şöyle rivayet etti:

Bahîre, sütü tâğutlar için ayrılan ve insanlardan hiç kimsenin sağmadığı (devedir). Sâibe, ilâhları için salıverdikleri ve üzerine hiçbir yük yüklenmeyen (devedir). (Saîd) dedi ki: Ebû Hüreyre şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Amr b. Âmir el-Huzâî'yi ateşte bağırsaklarını sürüklerken gördüm; o, sâibeleri ilk salıveren kimseydi.” Vasîle, develerin ilk doğumunda dişi doğuran, sonra ikinci doğumunda yine dişi doğuran genç dişi devedir. Aralarında erkek olmaksızın biri diğerine ulaşırsa onu tâğutları için salıverirlerdi. Hâm, belli sayıda aşım yapan erkek devedir; aşımını tamamlayınca onu tâğutlara bırakır, yük taşımaktan muaf tutarlar, üzerine hiçbir şey yüklemezlerdi. Ona “hâmî” adını verirlerdi.

Ebu'l-Yemân bana dedi ki: Şuayb, Zührî'den haber verdi: Saîd'i bunu haber verirken işittim; (Saîd) dedi ki: Ebû Hüreyre şöyle dedi: Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem) bunun benzerini söylerken işittim.

İbnü'l-Hâd de bunu İbn Şihâb'dan, o Saîd'den, o da Ebû Hüreyre'den (radıyallahu anh) “Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem) işittim” diye rivayet etti.

Sahîh-i Buhârî 4623, Kitap 65, Hadis 145

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، قَالَ الْبَحِيرَةُ الَّتِي يُمْنَعُ دَرُّهَا لِلطَّوَاغِيتِ فَلاَ يَحْلُبُهَا أَحَدٌ مِنَ النَّاسِ. وَالسَّائِبَةُ كَانُوا يُسَيِّبُونَهَا لآلِهَتِهِمْ لاَ يُحْمَلُ عَلَيْهَا شَىْءٌ. قَالَ وَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " رَأَيْتُ عَمْرَو بْنَ عَامِرٍ الْخُزَاعِيَّ يَجُرُّ قُصْبَهُ فِي النَّارِ ، كَانَ أَوَّلَ مَنْ سَيَّبَ السَّوَائِبَ ". وَالْوَصِيلَةُ النَّاقَةُ الْبِكْرُ تُبَكِّرُ فِي أَوَّلِ نِتَاجِ الإِبِلِ، ثُمَّ تُثَنِّي بَعْدُ بِأُنْثَى. وَكَانُوا يُسَيِّبُونَهُمْ لِطَوَاغِيتِهِمْ إِنْ وَصَلَتْ إِحْدَاهُمَا بِالأُخْرَى لَيْسَ بَيْنَهُمَا ذَكَرٌ. وَالْحَامِ فَحْلُ الإِبِلِ يَضْرِبُ الضِّرَابَ الْمَعْدُودَ، فَإِذَا قَضَى ضِرَابَهُ وَدَعُوهُ لِلطَّوَاغِيتِ وَأَعْفَوْهُ مِنَ الْحَمْلِ فَلَمْ يُحْمَلْ عَلَيْهِ شَىْءٌ وَسَمَّوْهُ الْحَامِيَ. وَقَالَ لي أَبُو الْيَمَانِ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، سَمِعْتُ سَعِيدًا، قَالَ يُخْبِرُهُ بِهَذَا قَالَ وَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ. وَرَوَاهُ ابْنُ الْهَادِ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ سَعِيدٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4623 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü