Siz insanlar arasında beyaz öküzün böğründeki siyah kıl gibisiniz; cennet ehlinin yarısı olmanızı umarım.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4741, Kitap 65, Hadis 263
Türkçe meal

Ebû Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Aziz ve celil olan Allah kıyamet günü: ‘Ey Âdem!’ buyurur. (Âdem): ‘Lebbeyk Rabbimiz ve sa'deyk!’ der. Bir sesle: ‘Allah sana, zürriyetinden ateşe (gidecek) bir topluluk çıkarmanı emrediyor’ diye nida olunur. (Âdem): ‘Ya Rabbi! Ateşe gidecek topluluk ne kadardır?’ der. (Allah): ‘Her binden — zannederim şöyle dedi — dokuz yüz doksan dokuz’ buyurur. İşte o zaman hamile kadın çocuğunu düşürür, çocuk ihtiyarlar. ‘İnsanları sarhoş görürsün; hâlbuki onlar sarhoş değildir. Fakat Allah'ın azabı çetindir’ (Hac 22/2).” Bu, insanlara ağır geldi; hatta yüzleri değişti. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ye'cûc ve Me'cûc'dan dokuz yüz doksan dokuz, sizden bir (kişi). Sonra siz insanlar arasında beyaz öküzün böğründeki siyah kıl gibi, ya da siyah öküzün böğründeki beyaz kıl gibisiniz. Ben sizin cennet ehlinin dörtte biri olmanızı umarım” buyurdu. Tekbir getirdik. Sonra: “Cennet ehlinin üçte biri” buyurdu. Tekbir getirdik. Sonra: “Cennet ehlinin yarısı” buyurdu. Tekbir getirdik.

Ebû Üsâme, A'meş'ten (rivayetinde) “İnsanları sarhoş (sükârâ) görürsün; hâlbuki onlar sarhoş (sükârâ) değildir” (şeklinde okudu) ve “Her binden dokuz yüz doksan dokuz” dedi. Cerîr, Îsâ b. Yûnus ve Ebû Muâviye ise “sekrâ ve mâ hum bi-sekrâ” (şeklinde) rivayet ettiler.

Sahîh-i Buhârî 4741, Kitap 65, Hadis 263

Arapça metin
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا أَبُو صَالِحٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَا آدَمُ. يَقُولُ لَبَّيْكَ رَبَّنَا وَسَعْدَيْكَ، فَيُنَادَى بِصَوْتٍ إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُكَ أَنْ تُخْرِجَ مِنْ ذُرِّيَّتِكَ بَعْثًا إِلَى النَّارِ. قَالَ يَا رَبِّ وَمَا بَعْثُ النَّارِ قَالَ مِنْ كُلِّ أَلْفٍ ـ أُرَاهُ قَالَ ـ تِسْعَمِائَةٍ وَتِسْعَةً وَتِسْعِينَ فَحِينَئِذٍ تَضَعُ الْحَامِلُ حَمْلَهَا وَيَشِيبُ الْوَلِيدُ {وَتَرَى النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلَكِنَّ عَذَابَ اللَّهِ شَدِيدٌ} ". فَشَقَّ ذَلِكَ عَلَى النَّاسِ حَتَّى تَغَيَّرَتْ وُجُوهُهُمْ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مِنْ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ تِسْعَمِائَةٍ وَتِسْعَةً وَتِسْعِينَ، وَمِنْكُمْ وَاحِدٌ، ثُمَّ أَنْتُمْ فِي النَّاسِ كَالشَّعْرَةِ السَّوْدَاءِ فِي جَنْبِ الثَّوْرِ الأَبْيَضِ، أَوْ كَالشَّعْرَةِ الْبَيْضَاءِ فِي جَنْبِ الثَّوْرِ الأَسْوَدِ، وَإِنِّي لأَرْجُو أَنْ تَكُونُوا رُبُعَ أَهْلِ الْجَنَّةِ ". فَكَبَّرْنَا ثُمَّ قَالَ " ثُلُثَ أَهْلِ الْجَنَّةِ ". فَكَبَّرْنَا ثُمَّ قَالَ " شَطْرَ أَهْلِ الْجَنَّةِ ". فَكَبَّرْنَا . قَالَ أَبُو أُسَامَةَ عَنِ الأَعْمَشِ {تَرَى النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى} وَقَالَ مِنْ كُلِّ أَلْفٍ تِسْعَمِائَةٍ وَتِسْعَةً وَتِسْعِينَ. وَقَالَ جَرِيرٌ وَعِيسَى بْنُ يُونُسَ وَأَبُو مُعَاوِيَةَ {سَكْرَى وَمَا هُمْ بِسَكْرَى}.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4741 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü