İbn Mes'ûd: Kişinin bilmediği şey için "Bilmiyorum" demesi ilimdendir.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4774, Kitap 65, Hadis 296
Türkçe meal

Mesrûk şöyle rivayet etti:

Kinde (kabilesinde) bir adam konuşuyor ve: “Kıyamet günü bir duman gelecek, münafıkların kulaklarını ve gözlerini alacak; mümini ise nezle gibi tutacak” diyordu. Korktuk. İbn Mes'ûd'a geldim; yaslanmış oturuyordu. Öfkelendi, doğrulup oturdu ve şöyle dedi: “Bilen söylesin; bilmeyen ‘Allah daha iyi bilir’ desin. Çünkü kişinin bilmediği şey için ‘Bilmiyorum’ demesi ilimdendir. Allah, Peygamberine (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: ‘De ki: Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; ben kendiliğinden uyduranlardan da değilim’ (Sâd 38/86). Kureyş İslam'a girmekte ağır davrandı. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara beddua ederek: ‘Allah'ım! Yûsuf'un yedi (yılı) gibi yedi (yılla) onlara karşı bana yardım et’ dedi. Onları bir kıtlık yılı yakaladı; o (kıtlık) içinde helak oldular, leşleri ve kemikleri yediler. Kişi gökle yer arasını duman gibi görüyordu. Ebû Süfyân ona gelip: ‘Ey Muhammed! Sen bize akrabalık bağını gözetmeyi emretmek için geldin; kavmin ise helak oldu, Allah'a dua et’ dedi. Bunun üzerine (İbn Mes'ûd) ‘Göğün apaçık bir duman getireceği günü gözle’ (Duhân 44/10) âyetini ‘...(küfre) dönecekleriniz’ (Duhân 44/15) sözüne kadar okudu. Âhiret azabı geldiğinde onlardan kaldırılır mı? (Azap kaldırıldı,) sonra küfürlerine döndüler. İşte Yüce Allah'ın ‘Büyük yakalamayla yakalayacağımız gün’ (Duhân 44/16) sözü budur; (o da) Bedir günüdür. Lizâm da Bedir günüdür. ‘Elif lâm mîm. Rumlar yenildi’ (Rûm 30/1-2) sözünden ‘...galip gelecekler’ (Rûm 30/3) sözüne kadar (olan da), Rûm (olayı) da geçmiştir.”

Sahîh-i Buhârî 4774, Kitap 65, Hadis 296

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا مَنْصُورٌ، وَالأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، قَالَ بَيْنَمَا رَجُلٌ يُحَدِّثُ فِي كِنْدَةَ فَقَالَ يَجِيءُ دُخَانٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَيَأْخُذُ بِأَسْمَاعِ الْمُنَافِقِينَ وَأَبْصَارِهِمْ، يَأْخُذُ الْمُؤْمِنَ كَهَيْئَةِ الزُّكَامِ. فَفَزِعْنَا، فَأَتَيْتُ ابْنَ مَسْعُودٍ، وَكَانَ مُتَّكِئًا، فَغَضِبَ فَجَلَسَ فَقَالَ مَنْ عَلِمَ فَلْيَقُلْ، وَمَنْ لَمْ يَعْلَمْ فَلْيَقُلِ اللَّهُ أَعْلَمُ. فَإِنَّ مِنَ الْعِلْمِ أَنْ يَقُولَ لِمَا لاَ يَعْلَمُ لاَ أَعْلَمُ. فَإِنَّ اللَّهَ قَالَ لِنَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم {قُلْ مَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُتَكَلِّفِينَ} وَإِنَّ قُرَيْشًا أَبْطَئُوا عَنِ الإِسْلاَمِ فَدَعَا عَلَيْهِمِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَيْهِمْ بِسَبْعٍ كَسَبْعِ يُوسُفَ، فَأَخَذَتْهُمْ سَنَةٌ حَتَّى هَلَكُوا فِيهَا، وَأَكَلُوا الْمَيْتَةَ وَالْعِظَامَ وَيَرَى الرَّجُلُ مَا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ كَهَيْئَةِ الدُّخَانِ "، فَجَاءَهُ أَبُو سُفْيَانَ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ جِئْتَ تَأْمُرُنَا بِصِلَةِ الرَّحِمِ، وَإِنَّ قَوْمَكَ قَدْ هَلَكُوا فَادْعُ اللَّهَ، فَقَرَأَ {فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِي السَّمَاءُ بِدُخَانٍ مُبِينٍ} إِلَى قَوْلِهِ {عَائِدُونَ} أَفَيُكْشَفُ عَنْهُمْ عَذَابُ الآخِرَةِ إِذَا جَاءَ ثُمَّ عَادُوا إِلَى كُفْرِهِمْ فَذَلِكَ قَوْلُهُ تَعَالَى {يَوْمَ نَبْطِشُ الْبَطْشَةَ الْكُبْرَى} يَوْمَ بَدْرٍ وَلِزَامًا يَوْمَ بَدْرٍ {الم * غُلِبَتِ الرُّومُ} إِلَى {سَيَغْلِبُونَ} وَالرُّومُ قَدْ مَضَى.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4774 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü