Avvâm şöyle rivayet etti:
Mücâhid'e Sâd (sûresinin) secdesini sordum. Şöyle dedi: İbn Abbas'a: “Neye dayanarak secde ettin?” diye sordum. “(Şu âyetleri) okumuyor musun: ‘Onun soyundan Dâvûd'u, Süleymân'ı...’ (En'âm 6/84), ‘İşte onlar Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir; sen de onların yoluna uy’ (En'âm 6/90). Dâvûd, Peygamberiniz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) uyması emredilenlerdendi. Dâvûd orada secde etti, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de orada secde etti” dedi.
“Ucâb” (Sâd 38/5) acîb (şaşılacak şey) demektir. “El-Kıtt” sahife demektir; burada iyilikler sahifesi kastedilir. Mücâhid şöyle dedi: “Fî izzetin” (Sâd 38/2) direnip ululananlar demektir. “El-milleti'l-âhira” (Sâd 38/7) Kureyş'in dinidir. “El-ihtilâk” (Sâd 38/7) yalandır. “El-esbâb” (Sâd 38/10) göğün kapılarındaki yollardır. “Cündün mâ hünâlike mehzûm” (Sâd 38/11) Kureyş'i kasteder. “Ülâike'l-ahzâb” (Sâd 38/13) geçmiş nesillerdir. “Fevâk” (Sâd 38/15) dönüş demektir. “Kıttanâ” (Sâd 38/16) azabımız demektir. “Ettehaznâhüm sıhriyyâ” (Sâd 38/63) onları kuşattık demektir. “Etrâb” (Sâd 38/52) denkler demektir.
İbn Abbas şöyle dedi: “El-eyd” (Sâd 38/17) ibadetteki kuvvettir. “El-ebsâr” (Sâd 38/45) Allah'ın emrindeki basirettir. “Hubbe'l-hayri an zikri rabbî” (Sâd 38/32) (âyetindeki “an”) “zikirden” anlamındadır. “Tafika meshan” (Sâd 38/33) atların yelelerini ve topuk sinirlerini sıvazlamaya başladı demektir. “El-asfâd” (Sâd 38/38) bağlardır.
Sahîh-i Buhârî 4807, Kitap 65, Hadis 329