Senin getirdiğin şeyi getiren hiçbir adam yoktur ki eziyete uğramasın.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4953, Kitap 65, Hadis 475
Türkçe meal

Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) kendisiyle (vahye) başlatıldığı ilk şey, uykuda sadık rüya idi. Gördüğü her rüya sabahın aydınlığı gibi (aynen) çıkardı. Sonra ona yalnızlık sevdirildi. Hira mağarasına gider, ailesinin yanına dönmeden önce sayılı gecelerde orada tehannüs ederdi -(râvi) dedi ki: Tehannüs, ibadet etmektir-. Bunun için azık alır, sonra Hatice'ye döner, yine o kadar azık alırdı. Nihayet Hira mağarasında iken hak ona ansızın geldi. Melek ona gelip: “Oku!” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ben okuma bilen biri değilim” dedi. (Resûlullah) şöyle buyurdu: “Beni tutup takatim kesilinceye kadar sıktı, sonra bıraktı ve ‘Oku!’ dedi. ‘Ben okuma bilen biri değilim’ dedim. Beni tutup ikinci kez takatim kesilinceye kadar sıktı, sonra bıraktı ve ‘Oku!’ dedi. ‘Ben okuma bilen biri değilim’ dedim. Beni tutup üçüncü kez takatim kesilinceye kadar sıktı, sonra bıraktı ve: ‘Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan yarattı. Oku! Rabbin en cömert olandır. O, kalemle öğretendir’ dedi.” (Râvi) âyetleri “İnsana bilmediğini öğretti” (Alak 96/1-5) sözüne kadar (zikretti). Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) omuz kasları titreyerek bunlarla döndü; Hatice'nin yanına girip: “Beni örtün, beni örtün!” dedi. Korkusu gidinceye kadar onu örttüler. Hatice'ye: “Ey Hatice! Bana ne oluyor? Kendimden korktum” dedi ve olanı ona haber verdi. Hatice: “Asla! Müjdeler olsun! Allah'a andolsun ki Allah seni asla utandırmaz. Allah'a andolsun, sen akrabalık bağını gözetirsin, doğru söylersin, (kimsesizin) yükünü taşırsın, yoksula kazandırırsın, misafiri ağırlarsın ve hak yolunda başa gelen musibetlerde yardım edersin” dedi. Sonra Hatice onu alıp amcasının oğlu, yani babasının kardeşinin oğlu Varaka b. Nevfel'e götürdü. O, Câhiliye döneminde Hristiyan olmuş bir kişiydi; Arapça yazı yazar, İncil'den Allah'ın dilediği kadarını Arapça olarak yazardı. Gözleri görmez olmuş, çok yaşlı biriydi. Hatice: “Ey amcamın oğlu! Kardeşinin oğlunu dinle” dedi. Varaka: “Ey kardeşimin oğlu! Ne görüyorsun?” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de gördüklerini ona haber verdi. Varaka: “Bu, Mûsâ'ya indirilen nâmûstur. Keşke o (davet) günlerinde genç olsaydım! Keşke hayatta olsaydım!” dedi ve bir söz (daha) zikretti. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Onlar beni çıkaracaklar mı?” dedi. Varaka: “Evet. Senin getirdiğin şeyi getiren hiçbir adam yoktur ki eziyete uğramasın. Senin (davet) günün bana yetişirse sana güçlü bir şekilde yardım ederim” dedi. Sonra çok geçmeden Varaka vefat etti ve vahiy bir süre kesildi; öyle ki Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) (buna) üzüldü.

Sahîh-i Buhârî 4953, Kitap 65, Hadis 475

Arapça metin
حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ مَرْوَانَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ أَبِي رِزْمَةَ، أَخْبَرَنَا أَبُو صَالِحٍ، سَلْمَوَيْهِ قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ شِهَابٍ، أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَائِشَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ كَانَ أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ فِي النَّوْمِ، فَكَانَ لاَ يَرَى رُؤْيَا إِلاَّ جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاَءُ فَكَانَ يَلْحَقُ بِغَارِ حِرَاءٍ فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ ـ قَالَ وَالتَّحَنُّثُ التَّعَبُّدُ ـ اللَّيَالِيَ ذَوَاتِ الْعَدَدِ قَبْلَ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى أَهْلِهِ، وَيَتَزَوَّدُ لِذَلِكَ، ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى خَدِيجَةَ فَيَتَزَوَّدُ بِمِثْلِهَا، حَتَّى فَجِئَهُ الْحَقُّ وَهْوَ فِي غَارِ حِرَاءٍ فَجَاءَهُ الْمَلَكُ فَقَالَ اقْرَأْ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا أَنَا بِقَارِئٍ ". قَالَ " فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجُهْدُ ثُمَّ أَرْسَلَنِي. فَقَالَ اقْرَأْ. قُلْتُ مَا أَنَا بِقَارِئٍ. فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي الثَّانِيِةَ حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجُهْدُ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي. فَقَالَ اقْرَأْ. قُلْتُ مَا أَنَا بِقَارِئٍ. فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي الثَّالِثَةَ حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجُهْدُ ثُمَّ أَرْسَلَنِي. فَقَالَ {اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ * خَلَقَ الإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ * اقْرَأْ وَرَبُّكَ الأَكْرَمُ * الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ} ". الآيَاتِ إِلَى قَوْلِهِ {عَلَّمَ الإِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ} فَرَجَعَ بِهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَرْجُفُ بَوَادِرُهُ حَتَّى دَخَلَ عَلَى خَدِيجَةَ فَقَالَ " زَمِّلُونِي زَمِّلُونِي ". فَزَمَّلُوهُ حَتَّى ذَهَبَ عَنْهُ الرَّوْعُ قَالَ لِخَدِيجَةَ " أَىْ خَدِيجَةُ مَا لِي، لَقَدْ خَشِيتُ عَلَى نَفْسِي ". فَأَخْبَرَهَا الْخَبَرَ. قَالَتْ خَدِيجَةُ كَلاَّ أَبْشِرْ، فَوَاللَّهِ لاَ يُخْزِيكَ اللَّهُ أَبَدًا، فَوَاللَّهِ إِنَّكَ لَتَصِلُ الرَّحِمَ، وَتَصْدُقُ الْحَدِيثَ، وَتَحْمِلُ الْكَلَّ، وَتَكْسِبُ الْمَعْدُومَ، وَتَقْرِي الضَّيْفَ، وَتُعِينُ عَلَى نَوَائِبِ الْحَقِّ. فَانْطَلَقَتْ بِهِ خَدِيجَةُ حَتَّى أَتَتْ بِهِ وَرَقَةَ بْنَ نَوْفَلٍ وَهْوَ ابْنُ عَمِّ خَدِيجَةَ أَخِي أَبِيهَا، وَكَانَ امْرَأً تَنَصَّرَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ، وَكَانَ يَكْتُبُ الْكِتَابَ الْعَرَبِيَّ وَيَكْتُبُ مِنَ الإِنْجِيلِ بِالْعَرَبِيَّةِ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَكْتُبَ، وَكَانَ شَيْخًا كَبِيرًا قَدْ عَمِيَ فَقَالَتْ خَدِيجَةُ يَا ابْنَ عَمِّ اسْمَعْ مِنِ ابْنِ أَخِيكَ. قَالَ وَرَقَةُ يَا ابْنَ أَخِي مَاذَا تَرَى فَأَخْبَرَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَبَرَ مَا رَأَى. فَقَالَ وَرَقَةُ هَذَا النَّامُوسُ الَّذِي أُنْزِلَ عَلَى مُوسَى، لَيْتَنِي فِيهَا جَذَعًا، لَيْتَنِي أَكُونُ حَيًّا. ذَكَرَ حَرْفًا. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَوَمُخْرِجِيَّ هُمْ ". قَالَ وَرَقَةُ نَعَمْ لَمْ يَأْتِ رَجُلٌ بِمَا جِئْتَ بِهِ إِلاَّ أُوذِيَ، وَإِنْ يُدْرِكْنِي يَوْمُكَ حَيًّا أَنْصُرْكَ نَصْرًا مُؤَزَّرًا. ثُمَّ لَمْ يَنْشَبْ وَرَقَةُ أَنْ تُوُفِّيَ، وَفَتَرَ الْوَحْىُ، فَتْرَةً حَتَّى حَزِنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4953 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü