Ezberden okuyabiliyor musun? Git, yanındaki Kur'ân karşılığında onu sana nikâhladım.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 5126, Kitap 67, Hadis 62
Türkçe meal

Sehl b. Sa'd (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Bir kadın Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip: “Ey Allah'ın Resûlü! Kendimi sana hibe etmeye geldim” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona baktı; bakışını onda yukarı kaldırıp indirdi, sonra başını eğdi. Kadın, onun kendisi hakkında bir karar vermediğini görünce oturdu. Ashâbından bir adam kalkıp: “Ey Allah'ın Resûlü! Eğer senin ona ihtiyacın yoksa onu benimle evlendir” dedi. (Peygamber): “Yanında bir şey var mı?” buyurdu. (Adam): “Hayır, vallahi yok ey Allah'ın Resûlü!” dedi. “Ailene git, bak bakalım bir şey bulabilecek misin?” buyurdu. Gitti, sonra dönüp: “Hayır, vallahi ey Allah'ın Resûlü, bir şey bulamadım” dedi. “Bak, demirden bir yüzük bile olsa” buyurdu. Gitti, sonra dönüp: “Hayır, vallahi ey Allah'ın Resûlü, demirden bir yüzük bile (bulamadım); fakat işte bu benim izarım -Sehl dedi ki: Onun ridâsı yoktu- yarısı onun olsun” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “İzarını ne yapacaksın? Onu sen giyersen onun üzerinde ondan bir şey olmaz; o giyerse senin üzerinde bir şey olmaz” buyurdu. Adam oturdu; oturuşu uzayınca kalktı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onu dönüp giderken gördü ve (çağırılmasını) emretti; adam çağırıldı. Gelince: “Kur'ân'dan yanında ne var?” buyurdu. (Adam) sayarak: “Yanımda şu sûre, şu sûre ve şu sûre var” dedi. “Onları ezberden okuyabiliyor musun?” buyurdu. “Evet” dedi. “Git, yanındaki Kur'ân karşılığında onu sana nikâhladım” buyurdu.

Sahîh-i Buhârî 5126, Kitap 67, Hadis 62

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ امْرَأَةً، جَاءَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ جِئْتُ لأَهَبَ لَكَ نَفْسِي. فَنَظَرَ إِلَيْهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَعَّدَ النَّظَرَ إِلَيْهَا وَصَوَّبَهُ، ثُمَّ طَأْطَأَ رَأْسَهُ، فَلَمَّا رَأَتِ الْمَرْأَةُ أَنَّهُ لَمْ يَقْضِ فِيهَا شَيْئًا جَلَسَتْ، فَقَامَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِهِ فَقَالَ أَىْ رَسُولَ اللَّهِ إِنْ لَمْ تَكُنْ لَكَ بِهَا حَاجَةٌ فَزَوِّجْنِيهَا. فَقَالَ " هَلْ عِنْدَكَ مِنْ شَىْءٍ ". قَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " اذْهَبْ إِلَى أَهْلِكَ فَانْظُرْ هَلْ تَجِدُ شَيْئًا ". فَذَهَبَ ثُمَّ رَجَعَ فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا وَجَدْتُ شَيْئًا. قَالَ " انْظُرْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ ". فَذَهَبَ ثُمَّ رَجَعَ فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَلاَ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ، وَلَكِنْ هَذَا إِزَارِي ـ قَالَ سَهْلٌ مَا لَهُ رِدَاءٌ ـ فَلَهَا نِصْفُهُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا تَصْنَعُ بِإِزَارِكَ إِنْ لَبِسْتَهُ لَمْ يَكُنْ عَلَيْهَا مِنْهُ شَىْءٌ، وَإِنْ لَبِسَتْهُ لَمْ يَكُنْ عَلَيْكَ شَىْءٌ ". فَجَلَسَ الرَّجُلُ حَتَّى طَالَ مَجْلَسُهُ ثُمَّ قَامَ فَرَآهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُوَلِّيًا فَأَمَرَ بِهِ فَدُعِيَ فَلَمَّا جَاءَ قَالَ " مَاذَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ". قَالَ مَعِي سُورَةَ كَذَا وَسُورَةَ كَذَا وَسُورَةَ كَذَا. عَدَّدَهَا. قَالَ " أَتَقْرَؤُهُنَّ عَنْ ظَهْرِ قَلْبِكَ ". قَالَ نَعَمْ. قَالَ " اذْهَبْ فَقَدْ مَلَّكْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 5126 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü