Ebû Osman (el-Ca'd), Enes b. Mâlik'ten (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Enes, Benî Rifâa mescidinde yanımıza uğradı; onu şöyle derken işittim: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Ümmü Süleym'in (evinin) yanından geçtiğinde onun yanına girer, ona selam verirdi. Sonra (Enes) şöyle dedi: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Zeyneb ile (evlenmiş) yeni bir damattı. Ümmü Süleym bana: “Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hediye göndersek” dedi. Ben de ona: “Gönder” dedim. Hurma, yağ ve keş alıp bir tencerede hays yaptı ve onu benimle ona gönderdi. Onu alıp ona götürdüm. Bana: “Onu bırak” buyurdu. Sonra bana emrederek: “Bana -adlarını saydığı- birtakım adamları çağır, karşılaştığın kimseleri de bana çağır” buyurdu. Bana emrettiğini yaptım. Döndüğümde bir de baktım ki ev, içindekilerle tıklım tıklım dolmuş. Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) ellerini o haysın üzerine koyduğunu ve onun üzerine Allah'ın dilediği (duayı) söylediğini gördüm. Sonra onar onar çağırmaya başladı, ondan yiyorlardı. Onlara: “Allah'ın adını anın, her adam önündekinden yesin” buyuruyordu. Nihayet hepsi ondan (yiyip) dağıldılar. Onlardan çıkan çıktı, bir grup ise kalıp konuşuyordu. Ben de üzülmeye başladım. Sonra Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) odalara doğru çıktı; ben de arkasından çıktım ve: “Onlar gittiler” dedim. Bunun üzerine döndü, eve girdi ve perdeyi indirdi; ben de odadaydım. O şöyle okuyordu: “Ey iman edenler! Peygamber'in evlerine, yemeğin pişmesini beklemeksizin yemeğe çağrılmanız dışında, izin verilmeden girmeyin. Ama davet edildiğiniz zaman girin; yemeği yiyince de dağılın, sohbete dalmayın. Bu davranışınız Peygamber'i rahatsız ediyor, o da sizden utanıyor. Allah ise hakkı söylemekten utanmaz.” (Ahzâb 33/53)
Ebû Osman dedi ki: Enes, Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) on yıl hizmet ettiğini söyledi.
Sahîh-i Buhârî 5163, Kitap 67, Hadis 98