Mücâhid: "Allah, kocası ölen kadına yılı tamamlayan yedi ay yirmi geceyi vasiyet olarak tanıdı" dedi.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 5344, Kitap 68, Hadis 89
Türkçe meal

Mücâhid şöyle dedi:

“Sizden vefat edip geride eşler bırakanlar...” (Bakara 2/234) âyeti hakkında şöyle dedi: Bu iddeti kadın, kocasının ailesi yanında beklemekle yükümlüydü. Sonra Allah şu âyeti indirdi: “Sizden vefat edip geride eşler bırakanlar, eşlerinin (evden) çıkarılmaksızın bir yıla kadar faydalandırılmalarını vasiyet etsinler. Eğer kendileri çıkarlarsa, kendi haklarında meşru olarak yaptıklarından dolayı size bir günah yoktur” (Bakara 2/240). (Mücâhid) dedi ki: Allah, yılı tamamlayan yedi ay yirmi geceyi ona vasiyet olarak tanıdı; dilerse vasiyeti gereği (orada) kalır, dilerse çıkar. Bu, Yüce Allah'ın “çıkarılmaksızın; eğer kendileri çıkarlarsa size bir günah yoktur” sözüdür. Dolayısıyla iddet olduğu gibi kadına vâciptir. (Râvi) bunu Mücâhid'den naklettiğini söyledi.

Atâ dedi ki: İbn Abbâs şöyle dedi: Bu âyet, kadının (kocasının) ailesi yanında iddet beklemesini neshetti; artık dilediği yerde iddet bekler. Yüce Allah'ın “çıkarılmaksızın” sözü de (böyledir).

Atâ dedi ki: Dilerse (kocasının) ailesi yanında iddet bekler ve vasiyeti gereği orada kalır; dilerse çıkar. Çünkü Allah “Kendi haklarında yaptıklarından dolayı size bir günah yoktur” buyurmuştur.

Atâ dedi ki: Sonra miras (âyeti) geldi ve meskeni neshetti. Artık dilediği yerde iddet bekler; ona mesken hakkı yoktur.

Sahîh-i Buhârî 5344, Kitap 68, Hadis 89

Arapça metin
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا شِبْلٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، {وَالَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَاجًا} قَالَ كَانَتْ هَذِهِ الْعِدَّةُ تَعْتَدُّ عِنْدَ أَهْلِ زَوْجِهَا وَاجِبًا، فَأَنْزَلَ اللَّهُ {وَالَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَاجًا وَصِيَّةً لأَزْوَاجِهِمْ مَتَاعًا إِلَى الْحَوْلِ غَيْرَ إِخْرَاجٍ فَإِنْ خَرَجْنَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا فَعَلْنَ فِي أَنْفُسِهِنَّ مِنْ مَعْرُوفٍ} قَالَ جَعَلَ اللَّهُ لَهَا تَمَامَ السَّنَةِ سَبْعَةَ أَشْهُرٍ وَعِشْرِينَ لَيْلَةً وَصِيَّةً إِنْ شَاءَتْ سَكَنَتْ فِي وَصِيَّتِهَا، وَإِنْ شَاءَتْ خَرَجَتْ، وَهْوَ قَوْلُ اللَّهِ تَعَالَى {غَيْرَ إِخْرَاجٍ فَإِنْ خَرَجْنَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ} فَالْعِدَّةُ كَمَا هِيَ، وَاجِبٌ عَلَيْهَا، زَعَمَ ذَلِكَ عَنْ مُجَاهِدٍ. وَقَالَ عَطَاءٌ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ نَسَخَتْ هَذِهِ الآيَةُ عِدَّتَهَا عِنْدَ أَهْلِهَا، فَتَعْتَدُّ حَيْثُ شَاءَتْ، وَقَوْلُ اللَّهِ تَعَالَى {غَيْرَ إِخْرَاجٍ}. وَقَالَ عَطَاءٌ إِنْ شَاءَتِ اعْتَدَّتْ عِنْدَ أَهْلِهَا، وَسَكَنَتْ فِي وَصِيَّتِهَا، وَإِنْ شَاءَتْ خَرَجَتْ لِقَوْلِ اللَّهِ {فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا فَعَلْنَ}. قَالَ عَطَاءٌ ثُمَّ جَاءَ الْمِيرَاثُ فَنَسَخَ السُّكْنَى، فَتَعْتَدُّ حَيْثُ شَاءَتْ، وَلاَ سُكْنَى لَهَا.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 5344 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü