Mâlik b. Duhşun'a münafık denince Peygamber: Öyle söyleme, o Allah rızası için Lâ ilâhe illallah demiştir, buyurdu.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 5401, Kitap 70, Hadis 29
Türkçe meal

Itbân b. Mâlik (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabından olup Ensâr'dan Bedir'e katılanlardan olan Itbân b. Mâlik, Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip şöyle dedi: “Ey Allah'ın Resûlü! Gözlerim zayıfladı; ben kavmime namaz kıldırıyorum. Yağmurlar yağdığında benimle onlar arasındaki vadi sel olup akıyor; onların mescidine gelip onlara namaz kıldıramıyorum. Ey Allah'ın Resûlü! Gelip evimde namaz kılmanı, benim de orayı namazgâh edinmemi isterdim.” (Resûlullah): “İnşallah yapacağım” buyurdu. Itbân dedi ki: Ertesi gün, gün yükseldiğinde Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Ebû Bekir geldiler. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) izin istedi, ben de ona izin verdim. Eve girinceye kadar oturmadı. Sonra bana: “Evinin neresinde namaz kılmamı istersin?” buyurdu. Evin bir köşesini gösterdim. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) kalktı ve tekbir aldı; biz de saf olduk. İki rekât kıldı, sonra selam verdi. Onu, hazırladığımız hazîre (yemeği) için alıkoyduk. Mahalle halkından epeyce adam eve gelip toplandı. İçlerinden biri: “Mâlik b. Duhşun nerede?” dedi. Bazıları: “O münafıktır; Allah'ı ve Resûlü'nü sevmez” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Öyle söyleme! Onun, bununla Allah'ın rızasını isteyerek ‘Lâ ilâhe illallah’ dediğini görmüyor musun?” buyurdu. (Adam): “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” dedi. (Itbân) dedi ki: Biz: “Biz onun yönelişini ve samimiyetini münafıklara doğru görüyoruz” dedik. (Peygamber): “Şüphesiz Allah, bununla Allah'ın rızasını isteyerek ‘Lâ ilâhe illallah’ diyeni ateşe haram kılmıştır” buyurdu.

İbn Şihâb dedi ki: Sonra Benî Sâlim'den ve onların ileri gelenlerinden olan Husayn b. Muhammed el-Ensârî'ye Mahmûd'un (bu) hadisini sordum; onu doğruladı.

Sahîh-i Buhârî 5401, Kitap 70, Hadis 29

Arapça metin
حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَحْمُودُ بْنُ الرَّبِيعِ الأَنْصَارِيُّ، أَنَّ عِتْبَانَ بْنَ مَالِكٍ ـ وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِمَّنْ شَهِدَ بَدْرًا مِنَ الأَنْصَارِ ـ أَنَّهُ أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَنْكَرْتُ بَصَرِي وَأَنَا أُصَلِّي لِقَوْمِي، فَإِذَا كَانَتِ الأَمْطَارُ سَالَ الْوَادِي الَّذِي بَيْنِي وَبَيْنَهُمْ، لَمْ أَسْتَطِعْ أَنْ آتِيَ مَسْجِدَهُمْ فَأُصَلِّيَ لَهُمْ، فَوَدِدْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنَّكَ تَأْتِي فَتُصَلِّي فِي بَيْتِي، فَأَتَّخِذُهُ مُصَلًّى. فَقَالَ " سَأَفْعَلُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ ". قَالَ عِتْبَانُ فَغَدَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ حِينَ ارْتَفَعَ النَّهَارُ، فَاسْتَأْذَنَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأَذِنْتُ لَهُ فَلَمْ يَجْلِسْ حَتَّى دَخَلَ الْبَيْتَ، ثُمَّ قَالَ لِي " أَيْنَ تُحِبُّ أَنْ أُصَلِّيَ مِنْ بَيْتِكَ ". فَأَشَرْتُ إِلَى نَاحِيَةٍ مِنَ الْبَيْتِ فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَكَبَّرَ، فَصَفَفْنَا، فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ سَلَّمَ وَحَبَسْنَاهُ عَلَى خَزِيرٍ صَنَعْنَاهُ، فَثَابَ فِي الْبَيْتِ رِجَالٌ مِنْ أَهْلِ الدَّارِ ذَوُو عَدَدٍ فَاجْتَمَعُوا، فَقَالَ قَائِلٌ مِنْهُمْ أَيْنَ مَالِكُ بْنُ الدُّخْشُنِ فَقَالَ بَعْضُهُمْ ذَلِكَ مُنَافِقٌ لاَ يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ. قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَقُلْ، أَلاَ تَرَاهُ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ. يُرِيدُ بِذَلِكَ وَجْهَ اللَّهِ ". قَالَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ قُلْنَا فَإِنَّا نَرَى وَجْهَهُ وَنَصِيحَتَهُ إِلَى الْمُنَافِقِينَ. فَقَالَ " فَإِنَّ اللَّهَ حَرَّمَ عَلَى النَّارِ مَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ. يَبْتَغِي بِذَلِكَ وَجْهَ اللَّهِ " . قَالَ ابْنُ شِهَابٍ ثُمَّ سَأَلْتُ الْحُصَيْنَ بْنَ مُحَمَّدٍ الأَنْصَارِيَّ أَحَدَ بَنِي سَالِمٍ وَكَانَ مِنْ سَرَاتِهِمْ عَنْ حَدِيثِ مَحْمُودٍ فَصَدَّقَهُ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 5401 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü