Ebû Talha'ya: Bana hizmet edecek, gençlerinizden bir genç ara, buyurdu.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 5425, Kitap 70, Hadis 53
Türkçe meal

Enes b. Mâlik (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ebû Talha'ya: “Bana hizmet edecek, gençlerinizden bir genç ara” buyurdu. Ebû Talha beni terkisine alarak (yola) çıktı. Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) her konakladığında hizmet ederdim. Onun çokça şöyle dediğini işitirdim: “Allah'ım! Kaygıdan ve hüzünden, acizlikten ve tembellikten, cimrilikten ve korkaklıktan, borcun ağırlığından ve adamların galebesinden sana sığınırım.” Hayber'den dönünceye kadar ona hizmet etmeye devam ettim. (Ganimetten) kendisine ayırdığı Safiyye bint Huyey ile birlikte geldi. Onun, arkasında bir aba ya da bir kisâ ile (devenin hörgücü etrafında) yer hazırladığını, sonra onu arkasına bindirdiğini görürdüm. Sahbâ'ya vardığımızda deri bir sofra (nıta') üzerinde hays yaptı. Sonra beni gönderdi, ben de adamları davet ettim, onlar da yediler. Bu, onun (Safiyye ile) gerdeğe girmesiydi. Sonra (yoluna) devam etti; Uhud kendisine göründüğünde: “Bu, bizi seven, bizim de onu sevdiğimiz bir dağdır” buyurdu. Medine'ye yaklaşınca da şöyle buyurdu: “Allah'ım! İbrâhîm'in Mekke'yi haram kıldığı gibi ben de onun iki dağı arasını haram kılıyorum. Allah'ım! Onların müdlerine ve sâ'larına bereket ver.”

Sahîh-i Buhârî 5425, Kitap 70, Hadis 53

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو، مَوْلَى الْمُطَّلِبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَنْطَبٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَبِي طَلْحَةَ " الْتَمِسْ غُلاَمًا مِنْ غِلْمَانِكُمْ يَخْدُمُنِي ". فَخَرَجَ بِي أَبُو طَلْحَةَ، يُرْدِفُنِي وَرَاءَهُ، فَكُنْتُ أَخْدُمُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كُلَّمَا نَزَلَ، فَكُنْتُ أَسْمَعُهُ يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ وَضَلَعِ الدَّيْنِ، وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ ". فَلَمْ أَزَلْ أَخْدُمُهُ حَتَّى أَقْبَلْنَا مِنْ خَيْبَرَ، وَأَقْبَلَ بِصَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىٍّ قَدْ حَازَهَا، فَكُنْتُ أَرَاهُ يُحَوِّي وَرَاءَهُ بِعَبَاءَةٍ أَوْ بِكِسَاءٍ، ثُمَّ يُرْدِفُهَا وَرَاءَهُ، حَتَّى إِذَا كُنَّا بِالصَّهْبَاءِ صَنَعَ حَيْسًا فِي نِطَعٍ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَدَعَوْتُ رِجَالاً فَأَكَلُوا، وَكَانَ ذَلِكَ بِنَاءَهُ بِهَا، ثُمَّ أَقْبَلَ حَتَّى إِذَا بَدَا لَهُ أُحُدٌ قَالَ " هَذَا جَبَلٌ يُحِبُّنَا وَنُحِبُّهُ ". فَلَمَّا أَشْرَفَ عَلَى الْمَدِينَةِ قَالَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أُحَرِّمُ مَا بَيْنَ جَبَلَيْهَا مِثْلَ مَا حَرَّمَ بِهِ إِبْرَاهِيمُ مَكَّةَ، اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ فِي مُدِّهِمْ وَصَاعِهِمْ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 5425 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü