Yaklaş; ben Resûlullah'ı tavuk etinden yerken gördüm.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 5518, Kitap 72, Hadis 44
Türkçe meal

Zehdem şöyle dedi:

Ebû Mûsâ el-Eş'arî'nin yanındaydık. Bizimle Cerm'den olan şu kabile arasında kardeşlik vardı. İçinde tavuk eti bulunan bir yemek getirildi. Topluluğun içinde kırmızı (yüzlü) bir adam oturuyordu; yemeğe yaklaşmadı. (Ebû Mûsâ) “Yaklaş; ben Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) ondan yerken gördüm” dedi. (Adam) “Ben onun (pis) bir şey yediğini gördüm ve ondan tiksindim; onu yemeyeceğime yemin ettim” dedi. (Ebû Mûsâ) şöyle dedi: “Yaklaş, sana haber vereyim -ya da anlatayım-: Ben Eş'arîlerden bir grup içinde Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) geldim. Öfkeli olduğu bir sırada ona rastladım; sadaka develerinden (bir kısmını) taksim ediyordu. Ondan binek istedik. Bizi bindirmeyeceğine yemin etti ve ‘Sizi bindirecek bir şeyim yok’ buyurdu. Sonra Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) ganimet develeri getirildi. ‘Eş'arîler nerede? Eş'arîler nerede?’ buyurdu. Bize hörgüçleri beyaz beş deve verdi. Çok geçmeden arkadaşlarıma şöyle dedim: ‘Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yeminini unuttu. Allah'a yemin ederim ki Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) yemini konusunda gafil avlarsak asla iflah olmayız.’ Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) dönüp ‘Ey Allah'ın Resûlü! Senden binek istemiştik; bizi bindirmeyeceğine yemin etmiştin. Yeminini unuttuğunu sandık’ dedik. Şöyle buyurdu: ‘Sizi bindiren şüphesiz Allah'tır. Allah'a yemin ederim ki ben -inşallah- bir şeye yemin eder de başkasını ondan daha hayırlı görürsem, mutlaka daha hayırlı olanı yaparım ve yeminimden (keffâretle) çıkarım.’”

Sahîh-i Buhârî 5518, Kitap 72, Hadis 44

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ أَبِي تَمِيمَةَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ زَهْدَمٍ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، وَكَانَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ هَذَا الْحَىِّ مِنْ جَرْمٍ إِخَاءٌ، فَأُتِيَ بِطَعَامٍ فِيهِ لَحْمُ دَجَاجٍ، وَفِي الْقَوْمِ رَجُلٌ جَالِسٌ أَحْمَرُ فَلَمْ يَدْنُ مِنْ طَعَامِهِ قَالَ ادْنُ فَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُ مِنْهُ. قَالَ إِنِّي رَأَيْتُهُ أَكَلَ شَيْئًا فَقَذِرْتُهُ، فَحَلَفْتُ أَنْ لاَ آكُلَهُ. فَقَالَ ادْنُ أُخْبِرْكَ ـ أَوْ أُحَدِّثْكَ ـ إِنِّي أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي نَفَرٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ، فَوَافَقْتُهُ وَهْوَ غَضْبَانُ، وَهْوَ يَقْسِمُ نَعَمًا مِنْ نَعَمِ الصَّدَقَةِ فَاسْتَحْمَلْنَاهُ فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَحْمِلَنَا، قَالَ " مَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ ". ثُمَّ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنَهْبٍ مِنْ إِبِلٍ فَقَالَ " أَيْنَ الأَشْعَرِيُّونَ أَيْنَ الأَشْعَرِيُّونَ ". قَالَ فَأَعْطَانَا خَمْسَ ذَوْدٍ غُرِّ الذُّرَى، فَلَبِثْنَا غَيْرَ بَعِيدٍ، فَقُلْتُ لأَصْحَابِي نَسِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ، فَوَاللَّهِ لَئِنْ تَغَفَّلْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ لاَ نُفْلِحُ أَبَدًا. فَرَجَعْنَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا اسْتَحْمَلْنَاكَ، فَحَلَفْتَ أَنْ لاَ تَحْمِلَنَا فَظَنَنَّا أَنَّكَ نَسِيتَ يَمِينَكَ. فَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ هُوَ حَمَلَكُمْ، إِنِّي وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا إِلاَّ أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ، وَتَحَلَّلْتُهَا ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 5518 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü