Allah bana afiyet verdi; onun yüzünden insanlar arasında bir kötülük kışkırtmaktan hoşlanmadım.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 5763, Kitap 76, Hadis 77
Türkçe meal

Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Benî Züreyk'ten Lebîd b. A'sam denilen bir adam Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) sihir yaptı. Öyle ki Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) yapmadığı bir şeyi yapıyormuş gibi geliyordu. Nihayet bir gün -ya da bir gece- yanımdayken, (benimle meşgul olmayıp) dua etti, dua etti; sonra şöyle buyurdu: “Ey Âişe! Allah'ın, kendisine sorduğum şey hakkında bana cevap verdiğini fark ettin mi? Bana iki adam geldi; biri başucuma, diğeri ayakucuma oturdu. Biri arkadaşına: ‘Bu adamın derdi nedir?’ dedi. (Öbürü): ‘Büyülenmiş’ dedi. ‘Ona kim büyü yaptı?’ dedi. ‘Lebîd b. A'sam’ dedi. ‘Ne içinde?’ dedi. ‘Bir tarak, taranırken dökülen saçlar ve erkek hurma tomurcuğunun kabuğu içinde’ dedi. ‘O nerede?’ dedi. ‘Zervân kuyusunda’ dedi.” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabından bazı kimselerle birlikte oraya gitti. Sonra (dönüp) geldi ve şöyle buyurdu: “Ey Âişe! Sanki onun suyu kına özsuyu gibiydi, sanki hurmalarının başları şeytanların başlarıydı.” “Ey Allah'ın Resûlü! Onu (kuyudan) çıkarmayayım mı?” dedim. “Allah bana afiyet verdi; onun yüzünden insanlar arasında bir kötülük kışkırtmaktan hoşlanmadım” buyurdu. Sonra (kuyunun kapatılmasını) emretti ve (kuyu) gömüldü.

Ebû Üsâme, Ebû Damre ve İbn Ebü'z-Zinâd da Hişâm'dan (rivayet ederek) ona mütâbaat ettiler. Leys ve İbn Uyeyne ise Hişâm'dan “bir tarak ve müşâka içinde” dediler.

Müşâta, taranırken saçtan dökülen şeydir; müşâka ise keten müşâkasından (keten lifi artığından) gelir.

Sahîh-i Buhârî 5763, Kitap 76, Hadis 77

Arapça metin
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ سَحَرَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلٌ مِنْ بَنِي زُرَيْقٍ يُقَالُ لَهُ لَبِيدُ بْنُ الأَعْصَمِ، حَتَّى كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُخَيَّلُ إِلَيْهِ أَنَّهُ يَفْعَلُ الشَّىْءَ وَمَا فَعَلَهُ، حَتَّى إِذَا كَانَ ذَاتَ يَوْمٍ أَوْ ذَاتَ لَيْلَةٍ وَهْوَ عِنْدِي لَكِنَّهُ دَعَا وَدَعَا ثُمَّ قَالَ " يَا عَائِشَةُ، أَشَعَرْتِ أَنَّ اللَّهَ أَفْتَانِي فِيمَا اسْتَفْتَيْتُهُ فِيهِ، أَتَانِي رَجُلاَنِ فَقَعَدَ أَحَدُهُمَا عِنْدَ رَأْسِي، وَالآخَرُ عِنْدَ رِجْلَىَّ، فَقَالَ أَحَدُهُمَا لِصَاحِبِهِ مَا وَجَعُ الرَّجُلِ فَقَالَ مَطْبُوبٌ. قَالَ مَنْ طَبَّهُ قَالَ لَبِيدُ بْنُ الأَعْصَمِ. قَالَ فِي أَىِّ شَىْءٍ قَالَ فِي مُشْطٍ وَمُشَاطَةٍ، وَجُفِّ طَلْعِ نَخْلَةٍ ذَكَرٍ. قَالَ وَأَيْنَ هُوَ قَالَ فِي بِئْرِ ذَرْوَانَ ". فَأَتَاهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي نَاسٍ مِنْ أَصْحَابِهِ فَجَاءَ فَقَالَ " يَا عَائِشَةُ كَأَنَّ مَاءَهَا نُقَاعَةُ الْحِنَّاءِ، أَوْ كَأَنَّ رُءُوسَ نَخْلِهَا رُءُوسُ الشَّيَاطِينِ ". قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَلاَ أَسْتَخْرِجُهُ قَالَ " قَدْ عَافَانِي اللَّهُ، فَكَرِهْتُ أَنْ أُثَوِّرَ عَلَى النَّاسِ فِيهِ شَرًّا ". فَأَمَرَ بِهَا فَدُفِنَتْ. تَابَعَهُ أَبُو أُسَامَةَ وَأَبُو ضَمْرَةَ وَابْنُ أَبِي الزِّنَادِ عَنْ هِشَامٍ. وَقَالَ اللَّيْثُ وَابْنُ عُيَيْنَةَ عَنْ هِشَامٍ فِي مُشْطٍ وَمُشَاقَةٍ. يُقَالُ الْمُشَاطَةُ مَا يَخْرُجُ مِنَ الشَّعَرِ إِذَا مُشِطَ، وَالْمُشَاقَةُ مِنْ مُشَاقَةِ الْكَتَّانِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 5763 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü