Âişe: "Mü'min kadınların çektiği gibisini görmedim; onun derisi elbisesinden daha yeşil" dedi.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 5825, Kitap 77, Hadis 42
Türkçe meal

İkrime şöyle rivayet etti:

Rifâa karısını boşadı; onunla Abdurrahman b. Zebîr el-Kurazî evlendi. Âişe dedi ki: Kadının üzerinde yeşil bir başörtüsü vardı. (Kadın) ona (Âişe'ye) şikâyette bulundu ve derisindeki bir yeşilliği gösterdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) gelince -kadınlar da birbirine yardım ederdi- Âişe: “Mü'min kadınların çektiği gibisini görmedim! Onun derisi elbisesinden daha yeşil” dedi. (İkrime) dedi ki: (Abdurrahman) onun Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) geldiğini işitti; yanında başka bir kadından olan iki oğlu ile geldi. (Kadın): “Vallahi benim ona karşı bir suçum yok; ancak onun yanında olan şey bana şundan daha fazla yarar sağlamıyor” dedi ve elbisesinden bir saçak tuttu. (Abdurrahman): “Vallahi yalan söyledi ey Allah'ın Resûlü! Ben onu sahtiyanı silker gibi silkerim; fakat o itaatsizdir, Rifâa'yı istiyor” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Eğer durum buysa, o senin balcağızından tatmadıkça ona helal olmazsın -ya da: ona uygun olmazsın-.” (İkrime) dedi ki: Yanında iki oğul gördü ve: “Bunlar senin oğulların mı?” buyurdu. “Evet” dedi. (Kadına): “İddia ettiğin şeyi mi iddia ediyorsun? Vallahi bunlar ona, karganın kargaya benzemesinden daha çok benziyor” buyurdu.

Sahîh-i Buhârî 5825, Kitap 77, Hadis 42

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، أَخْبَرَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، أَنَّ رِفَاعَةَ، طَلَّقَ امْرَأَتَهُ، فَتَزَوَّجَهَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الزَّبِيرِ الْقُرَظِيُّ، قَالَتْ عَائِشَةُ وَعَلَيْهَا خِمَارٌ أَخْضَرُ. فَشَكَتْ إِلَيْهَا، وَأَرَتْهَا خُضْرَةً بِجِلْدِهَا، فَلَمَّا جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالنِّسَاءُ يَنْصُرُ بَعْضُهُنَّ بَعْضًا قَالَتْ عَائِشَةُ مَا رَأَيْتُ مِثْلَ مَا يَلْقَى الْمُؤْمِنَاتُ، لَجِلْدُهَا أَشَدُّ خُضْرَةً مِنْ ثَوْبِهَا. قَالَ وَسَمِعَ أَنَّهَا قَدْ أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَ وَمَعَهُ ابْنَانِ لَهُ مِنْ غَيْرِهَا. قَالَتْ وَاللَّهِ مَا لِي إِلَيْهِ مِنْ ذَنْبٍ، إِلاَّ أَنَّ مَا مَعَهُ لَيْسَ بِأَغْنَى عَنِّي مِنْ هَذِهِ. وَأَخَذَتْ هُدْبَةً مِنْ ثَوْبِهَا، فَقَالَ كَذَبَتْ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنِّي لأَنْفُضُهَا نَفْضَ الأَدِيمِ، وَلَكِنَّهَا نَاشِزٌ تُرِيدُ رِفَاعَةَ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَإِنْ كَانَ ذَلِكَ لَمْ تَحِلِّي لَهُ ـ أَوْ لَمْ تَصْلُحِي لَهُ ـ حَتَّى يَذُوقَ مِنْ عُسَيْلَتِكِ ". قَالَ وَأَبْصَرَ مَعَهُ ابْنَيْنِ فَقَالَ " بَنُوكَ هَؤُلاَءِ ". قَالَ نَعَمْ. قَالَ " هَذَا الَّذِي تَزْعُمِينَ مَا تَزْعُمِينَ، فَوَاللَّهِ لَهُمْ أَشْبَهُ بِهِ مِنَ الْغُرَابِ بِالْغُرَابِ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 5825 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü