Ebû Saîd (el-Hudrî) (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) geçmişte -ya da sizden önce- yaşamış olanlardan bir adamı andı. Allah ona mal ve evlat vermişti -yani (ona) bağışladı, dedi-. Ölümü yaklaşınca oğullarına: “Ben nasıl bir baba idim?” dedi. “En hayırlı baba” dediler. Şöyle dedi: “O (babanız), Allah katında hiçbir hayır biriktirmedi -Katâde (يبتئر kelimesini) ‘saklamadı’ diye açıkladı-. Allah'ın huzuruna varırsa Allah ona azap eder. Bakın! Ben ölünce beni yakın; kömür hâline gelince beni ezin -ya da: beni dövüp toz edin, dedi-. Sonra şiddetli bir rüzgâr olduğunda beni onda savurun.” Bu hususta onlardan -Rabbime andolsun (diyerek)- kesin söz aldı; onlar da (bunu) yaptılar. Allah: “Ol!” dedi. Bir de bakıldı ki adam ayakta duruyor. Sonra (Allah): “Ey kulum! Seni yaptığın şeye ne sevk etti?” dedi. “Senden korkmam -ya da senden çekinmem-” dedi. Allah'ın ona rahmet etmesi onu (azaptan) kurtardı.
(Süleymân et-Teymî dedi ki:) Bunu Ebû Osman'a anlattım. O şöyle dedi: “(Bunu) Selmân'dan işittim; ancak o, ‘beni denize savurun’ sözünü ekledi” -ya da (Ebû Osman) nasıl anlattıysa öyle-.
Muâz da -Şu'be bize rivayet etti, o Katâde'den; (Katâde) Ukbe'yi, (Ukbe de) Ebû Saîd'i işitmiş, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem)- (bunu) rivayet etti.
Sahîh-i Buhârî 6481, Kitap 81, Hadis 70