Ömer: "Ben Resûlullah'ın velîsinin velîsiyim" dedi ve fey' malını iki yıl Peygamber ile Ebû Bekir gibi idare etti.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 6728, Kitap 85, Hadis 5
Türkçe meal

Mâlik b. Evs b. Hadesân şöyle rivayet etti:

(İbn Şihâb dedi ki:) Mâlik b. Evs b. Hadesân bana haber verdi. Muhammed b. Cübeyr b. Mut'im de onun bu hadisinden bir kısmını bana anlatmıştı. Ben de gidip onun yanına girdim ve ona sordum. O şöyle dedi:

Gittim ve Ömer'in yanına girdim. Kapıcısı Yerfe' gelip: “Osman, Abdurrahmân, Zübeyr ve Sa'd'ı (kabul etmek) ister misin?” dedi. “Evet” dedi ve onlara izin verdi. Sonra: “Ali ve Abbâs'ı (kabul etmek) ister misin?” dedi. “Evet” dedi. Abbâs: “Ey mü'minlerin emîri! Benimle bunun arasında hüküm ver” dedi. Ömer şöyle dedi: “Göğün ve yerin izniyle ayakta durduğu Allah adına sizden soruyorum: Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) 'Bize mirasçı olunmaz; bıraktığımız sadakadır' buyurduğunu biliyor musunuz?” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bununla kendisini kastediyordu. Topluluk: “Bunu söylemiştir” dediler. Bunun üzerine (Ömer) Ali ve Abbâs'a yönelip: “Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu söylediğini biliyor musunuz?” dedi. İkisi: “Bunu söylemiştir” dediler. Ömer şöyle dedi: “Size bu iş hakkında anlatayım: Allah, bu fey' hususunda Resûlü'nü (sallallahu aleyhi ve sellem) başka hiç kimseye vermediği bir şeyle hususi kılmıştı. Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurdu: 'Allah'ın, Resûlü'ne (onlardan) fey' olarak verdiği...' (âyetin) '...kadirdir' sözüne kadar (Haşr 59/6). Böylece o (mal) Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) has idi. Vallahi o, bu malı sizi bırakıp kendisine ayırmadı, onu size tercih etmedi. Onu size verdi ve aranızda dağıttı; nihayet ondan bu mal kaldı. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bu maldan ailesine bir yıllık nafakasını harcar, sonra kalanı alıp Allah'ın malının konduğu yere koyardı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatı boyunca böyle yaptı. Allah adına sizden soruyorum, bunu biliyor musunuz?” “Evet” dediler. Sonra Ali ve Abbâs'a: “Allah adına sizden soruyorum, bunu biliyor musunuz?” dedi. İkisi: “Evet” dediler. (Ömer devamla şöyle dedi:) “Sonra Allah Peygamberi'nin (sallallahu aleyhi ve sellem) canını aldı. Ebû Bekir: 'Ben Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) velîsiyim' dedi ve o (malı) teslim aldı; onda Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yaptığı gibi amel etti. Sonra Allah Ebû Bekir'in canını aldı. Ben de: 'Ben Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) velîsinin velîsiyim' dedim ve onu iki yıl elimde tuttum; onda Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Ebû Bekir'in yaptığı gibi amel ettim. Sonra sözünüz bir, işiniz birlikte olarak bana geldiniz. (Ey Abbâs!) Sen bana kardeşinin oğlundan payını istemeye geldin; bu da (Ali) bana karısının babasından payını istemeye geldi. Ben de: 'Dilerseniz onu bu şartla size teslim ederim' dedim. Şimdi benden bundan başka bir hüküm mü istiyorsunuz? Göğün ve yerin izniyle ayakta durduğu Allah'a yemin ederim ki kıyamet kopuncaya kadar onun hakkında bundan başka bir hüküm vermem. Eğer (onu idare etmekten) âciz kalırsanız onu bana geri verin; ben size onun işini görmeye yeterim.”

Sahîh-i Buhârî 6728, Kitap 85, Hadis 5

Arapça metin
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَالِكُ بْنُ أَوْسِ بْنِ الْحَدَثَانِ،، وَكَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ ذَكَرَ لِي مِنْ حَدِيثِهِ ذَلِكَ، فَانْطَلَقْتُ حَتَّى دَخَلْتُ عَلَيْهِ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ انْطَلَقْتُ حَتَّى أَدْخُلَ عَلَى عُمَرَ فَأَتَاهُ حَاجِبُهُ يَرْفَأُ فَقَالَ هَلْ لَكَ فِي عُثْمَانَ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ وَالزُّبَيْرِ وَسَعْدٍ قَالَ نَعَمْ. فَأَذِنَ لَهُمْ، ثُمَّ قَالَ هَلْ لَكَ فِي عَلِيٍّ وَعَبَّاسٍ قَالَ نَعَمْ. قَالَ عَبَّاسٌ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ اقْضِ بَيْنِي وَبَيْنَ هَذَا. قَالَ أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي بِإِذْنِهِ تَقُومُ السَّمَاءُ وَالأَرْضُ هَلْ تَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ نُورَثُ مَا تَرَكْنَا صَدَقَةٌ " . يُرِيدُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَفْسَهُ. فَقَالَ الرَّهْطُ قَدْ قَالَ ذَلِكَ. فَأَقْبَلَ عَلَى عَلِيٍّ وَعَبَّاسٍ فَقَالَ هَلْ تَعْلَمَانِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ذَلِكَ قَالاَ قَدْ قَالَ ذَلِكَ. قَالَ عُمَرُ فَإِنِّي أُحَدِّثُكُمْ عَنْ هَذَا الأَمْرِ، إِنَّ اللَّهَ قَدْ كَانَ خَصَّ رَسُولَهُ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَا الْفَىْءِ بِشَىْءٍ لَمْ يُعْطِهِ أَحَدًا غَيْرَهُ، فَقَالَ عَزَّ وَجَلَّ {مَا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ} إِلَى قَوْلِهِ {قَدِيرٌ} فَكَانَتْ خَالِصَةً لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاللَّهِ مَا احْتَازَهَا دُونَكُمْ، وَلاَ اسْتَأْثَرَ بِهَا عَلَيْكُمْ، لَقَدْ أَعْطَاكُمُوهُ وَبَثَّهَا فِيكُمْ، حَتَّى بَقِيَ مِنْهَا هَذَا الْمَالُ، فَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُنْفِقُ عَلَى أَهْلِهِ مِنْ هَذَا الْمَالِ نَفَقَةَ سَنَتِهِ، ثُمَّ يَأْخُذُ مَا بَقِيَ فَيَجْعَلُهُ مَجْعَلَ مَالِ اللَّهِ، فَعَمِلَ بِذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَيَاتَهُ، أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ هَلْ تَعْلَمُونَ ذَلِكَ قَالُوا نَعَمْ. ثُمَّ قَالَ لِعَلِيٍّ وَعَبَّاسٍ أَنْشُدُكُمَا بِاللَّهِ هَلْ تَعْلَمَانِ ذَلِكَ قَالاَ نَعَمْ. فَتَوَفَّى اللَّهُ نَبِيَّهُ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ أَنَا وَلِيُّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَبَضَهَا فَعَمِلَ بِمَا عَمِلَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ تَوَفَّى اللَّهُ أَبَا بَكْرٍ فَقُلْتُ أَنَا وَلِيُّ وَلِيِّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَبَضْتُهَا سَنَتَيْنِ أَعْمَلُ فِيهَا مَا عَمِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ، ثُمَّ جِئْتُمَانِي وَكَلِمَتُكُمَا وَاحِدَةٌ، وَأَمْرُكُمَا جَمِيعٌ، جِئْتَنِي تَسْأَلُنِي نَصِيبَكَ مِنِ ابْنِ أَخِيكَ، وَأَتَانِي هَذَا يَسْأَلُنِي نَصِيبَ امْرَأَتِهِ مِنْ أَبِيهَا فَقُلْتُ إِنْ شِئْتُمَا دَفَعْتُهَا إِلَيْكُمَا بِذَلِكَ، فَتَلْتَمِسَانِ مِنِّي قَضَاءً غَيْرَ ذَلِكَ، فَوَاللَّهِ الَّذِي بِإِذْنِهِ تَقُومُ السَّمَاءُ وَالأَرْضُ، لاَ أَقْضِي فِيهَا قَضَاءً غَيْرَ ذَلِكَ حَتَّى تَقُومَ السَّاعَةُ، فَإِنْ عَجَزْتُمَا فَادْفَعَاهَا إِلَىَّ، فَأَنَا أَكْفِيكُمَاهَا.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 6728 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü