Üsâme b. Zeyd b. Hârise (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bizi Cüheyne'nin (kollarından) Huraka'ya gönderdi. Sabah erkenden o kavmin üzerine baskın yaptık ve onları bozguna uğrattık. Ben ve Ensâr'dan bir adam, onlardan bir adama yetiştik. Onu kuşattığımızda “Lâ ilâhe illallah” dedi. Ensârî ondan elini çekti; ben ise onu mızrağımla dürterek öldürdüm. (Medine'ye) döndüğümüzde bu haber Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) ulaştı. Bana şöyle buyurdu: “Ey Üsâme! 'Lâ ilâhe illallah' dedikten sonra onu öldürdün mü?” Ben: “Ey Allah'ın Resûlü! O ancak (ölümden) korunmak için (söyledi)” dedim. (Yine): “'Lâ ilâhe illallah' dedikten sonra onu öldürdün mü?” buyurdu. Bunu bana o kadar tekrarladı ki o günden önce Müslüman olmamış olmayı temenni ettim.
Sahîh-i Buhârî 6872, Kitap 87, Hadis 11
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، حَدَّثَنَا حُصَيْنٌ، حَدَّثَنَا أَبُو ظَبْيَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ ـ رضى الله عنهما ـ يُحَدِّثُ قَالَ بَعَثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْحُرَقَةِ مِنْ جُهَيْنَةَ ـ قَالَ ـ فَصَبَّحْنَا الْقَوْمَ فَهَزَمْنَاهُمْ ـ قَالَ ـ وَلَحِقْتُ أَنَا وَرَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ رَجُلاً مِنْهُمْ ـ قَالَ ـ فَلَمَّا غَشِينَاهُ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ـ قَالَ ـ فَكَفَّ عَنْهُ الأَنْصَارِيُّ، فَطَعَنْتُهُ بِرُمْحِي حَتَّى قَتَلْتُهُ ـ قَالَ ـ فَلَمَّا قَدِمْنَا بَلَغَ ذَلِكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَقَالَ لِي " يَا أُسَامَةُ أَقَتَلْتَهُ بَعْدَ مَا قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ". قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّمَا كَانَ مُتَعَوِّذًا. قَالَ " أَقَتَلْتَهُ بَعْدَ أَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ". قَالَ فَمَا زَالَ يُكَرِّرُهَا عَلَىَّ حَتَّى تَمَنَّيْتُ أَنِّي لَمْ أَكُنْ أَسْلَمْتُ قَبْلَ ذَلِكَ الْيَوْمِ.