Babasının ve annesinin evinde otursaydı da kendisine hediye verilip verilmediğine baksaydı ya!

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 7174, Kitap 93, Hadis 38
Türkçe meal

Ebû Humeyd es-Sâidî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Benî Esed'den İbnü'l-Utebiyye denilen bir adamı zekât (toplamak) üzerine görevlendirdi. (Adam) gelince: “Bu sizindir, bu da bana hediye edildi” dedi. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) minberin üzerinde kalktı -Süfyân bir defa da “minbere çıktı” dedi-, Allah'a hamdüsenada bulundu, sonra şöyle buyurdu: “Gönderdiğimiz görevliye ne oluyor ki gelip: ‘Bu senin, bu da benim’ diyor! Babasının ve annesinin evinde otursaydı da kendisine hediye verilip verilmediğine baksaydı ya! Nefsim elinde olana yemin ederim ki (böyle) bir şey getiren kimse onu kıyamet gününde boynunda taşıyarak getirir: Eğer deve ise böğürür, sığır ise möler, koyun ise meler.” Sonra ellerini, koltuk altlarının beyazlığını görecek kadar kaldırdı (ve): “Dikkat edin, tebliğ ettim mi?” (buyurdu); üç defa.

Süfyân dedi ki: Bunu bize Zührî anlattı. Hişâm da babasından, o Ebû Humeyd'den şunu ilave etti: (Ebû Humeyd) “Kulaklarım işitti, gözüm de gördü. Zeyd b. Sâbit'e sorun; çünkü o da benimle birlikte işitti” dedi. Zührî ise “kulağım işitti” demedi.

“Huvâr” (Tâhâ 20/88) ses demektir; “cuâr” ise “tec'erûn” (Nahl 16/53) kelimesindendir, sığırın sesi gibi (bir sestir).

Sahîh-i Buhârî 7174, Kitap 93, Hadis 38

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ عُرْوَةَ، أَخْبَرَنَا أَبُو حُمَيْدٍ السَّاعِدِيُّ، قَالَ اسْتَعْمَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً مِنْ بَنِي أَسَدٍ يُقَالُ لَهُ ابْنُ الأُتَبِيَّةِ عَلَى صَدَقَةٍ فَلَمَّا قَدِمَ قَالَ هَذَا لَكُمْ وَهَذَا أُهْدِيَ لِي. فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمِنْبَرِ ـ قَالَ سُفْيَانُ أَيْضًا فَصَعِدَ الْمِنْبَرَ ـ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ " مَا بَالُ الْعَامِلِ نَبْعَثُهُ، فَيَأْتِي يَقُولُ هَذَا لَكَ وَهَذَا لِي. فَهَلاَّ جَلَسَ فِي بَيْتِ أَبِيهِ وَأُمِّهِ فَيَنْظُرُ أَيُهْدَى لَهُ أَمْ لاَ، وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ يَأْتِي بِشَىْءٍ إِلاَّ جَاءَ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَحْمِلُهُ عَلَى رَقَبَتِهِ، إِنْ كَانَ بَعِيرًا لَهُ رُغَاءٌ، أَوْ بَقَرَةً لَهَا خُوَارٌ، أَوْ شَاةً تَيْعَرُ ". ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى رَأَيْنَا عُفْرَتَىْ إِبْطَيْهِ " أَلاَ هَلْ بَلَّغْتُ " ثَلاَثًا. قَالَ سُفْيَانُ قَصَّهُ عَلَيْنَا الزُّهْرِيُّ. وَزَادَ هِشَامٌ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ قَالَ سَمِعَ أُذُنَاىَ وَأَبْصَرَتْهُ عَيْنِي، وَسَلُوا زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ فَإِنَّهُ سَمِعَهُ مَعِي. وَلَمْ يَقُلِ الزُّهْرِيُّ سَمِعَ أُذُنِي. {خُوَارٌ} صَوْتٌ، وَالْجُؤَارُ مِنْ تَجْأَرُونَ كَصَوْتِ الْبَقَرَةِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 7174 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü