Sonradan öğrendiğimi önceden bilseydim kurbanlık getirmezdim; yanımda kurbanlık olmasaydı ihramdan çıkardım.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 7230, Kitap 94, Hadis 5
Türkçe meal

Câbir b. Abdullah (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikteydik; hac için telbiye getirdik ve Zilhicce'nin dördüncü günü Mekke'ye vardık. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bize Beyt'i, Safâ ile Merve'yi tavaf etmemizi, onu (haccı) umreye çevirmemizi ve ihramdan çıkmamızı emretti; ancak beraberinde kurbanlık bulunan müstesna. (Câbir) dedi ki: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile Talha dışında hiçbirimizin yanında kurbanlık yoktu. Ali de Yemen'den yanında kurbanlıkla geldi ve: “Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ihrama girdiği şeyle ihrama girdim” dedi. (İnsanlar): “Birimizin zekeri damlarken mi Minâ'ya gideceğiz?” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Şu işimde sonradan öğrendiğimi önceden bilseydim, kurbanlık getirmezdim. Yanımda kurbanlık olmasaydı ihramdan çıkardım.” (Câbir) dedi ki: Sürâka, o Akabe cemresini taşlarken onunla karşılaştı ve: “Ey Allah'ın Resûlü! Bu yalnız bize mi mahsus?” dedi. “Hayır, ebediyen (geçerli)” buyurdu. (Câbir) dedi ki: Âişe Mekke'ye hayızlı olarak gelmişti. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ona, temizlenene kadar tavaf etmemesi ve namaz kılmaması dışında bütün menasiki yerine getirmesini emretti. Bathâ'ya indiklerinde Âişe: “Ey Allah'ın Resûlü! Siz hac ve umre ile dönüyorsunuz da ben yalnız hac ile mi döneceğim?” dedi. (Câbir) dedi ki: Bunun üzerine (Peygamber) Abdurrahman b. Ebû Bekir es-Sıddîk'a onunla birlikte Ten'îm'e gitmesini emretti; o da hac günlerinden sonra Zilhicce'de bir umre yaptı.

Sahîh-i Buhârî 7230, Kitap 94, Hadis 5

Arapça metin
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، عَنْ حَبِيبٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَبَّيْنَا بِالْحَجِّ وَقَدِمْنَا مَكَّةَ لأَرْبَعٍ خَلَوْنَ مِنْ ذِي الْحِجَّةِ، فَأَمَرَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَطُوفَ بِالْبَيْتِ وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، وَأَنْ نَجْعَلَهَا عُمْرَةً وَلْنَحِلَّ، إِلاَّ مَنْ كَانَ مَعَهُ هَدْىٌ قَالَ وَلَمْ يَكُنْ مَعَ أَحَدٍ مِنَّا هَدْىٌ غَيْرَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَطَلْحَةَ، وَجَاءَ عَلِيٌّ مِنَ الْيَمَنِ مَعَهُ الْهَدْىُ فَقَالَ أَهْلَلْتُ بِمَا أَهَلَّ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا نَنْطَلِقُ إِلَى مِنًى وَذَكَرُ أَحَدِنَا يَقْطُرُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي لَوِ اسْتَقْبَلْتُ مِنْ أَمْرِي مَا اسْتَدْبَرْتُ مَا أَهْدَيْتُ، وَلَوْلاَ أَنَّ مَعِي الْهَدْىَ لَحَلَلْتُ ". قَالَ وَلَقِيَهُ سُرَاقَةُ وَهْوَ يَرْمِي جَمْرَةَ الْعَقَبَةِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلَنَا هَذِهِ خَاصَّةً قَالَ " لاَ بَلْ لأَبَدٍ ". قَالَ وَكَانَتْ عَائِشَةُ قَدِمَتْ مَكَّةَ وَهْىَ حَائِضٌ، فَأَمَرَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ تَنْسُكَ الْمَنَاسِكَ كُلَّهَا، غَيْرَ أَنَّهَا لاَ تَطُوفُ وَلاَ تُصَلِّي حَتَّى تَطْهُرَ، فَلَمَّا نَزَلُوا الْبَطْحَاءَ قَالَتْ عَائِشَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتَنْطَلِقُونَ بِحَجَّةٍ وَعُمْرَةٍ وَأَنْطَلِقُ بِحَجَّةٍ. قَالَ ثُمَّ أَمَرَ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ أَنْ يَنْطَلِقَ مَعَهَا إِلَى التَّنْعِيمِ، فَاعْتَمَرَتْ عُمْرَةً فِي ذِي الْحَجَّةِ بَعْدَ أَيَّامِ الْحَجِّ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 7230 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü