Cennet bana o kadar yaklaştı ki cesaret etseydim size salkımlarından birini getirirdim.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 745, Kitap 10, Hadis 139
Türkçe meal

Esmâ bint Ebî Bekir (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) küsûf namazı kıldı. Kalktı, kıyamı uzattı; sonra rükû etti, rükûu uzattı; sonra kalktı, kıyamı uzattı; sonra rükû etti, rükûu uzattı, sonra (başını) kaldırdı; sonra secde etti, secdeyi uzattı; sonra (başını) kaldırdı; sonra secde etti, secdeyi uzattı. Sonra kalktı, kıyamı uzattı; sonra rükû etti, rükûu uzattı; sonra (başını) kaldırdı, kıyamı uzattı; sonra rükû etti, rükûu uzattı; sonra (başını) kaldırıp secde etti, secdeyi uzattı; sonra (başını) kaldırdı; sonra secde etti, secdeyi uzattı. Sonra (namazı bitirip) döndü ve şöyle buyurdu: “Cennet bana o kadar yaklaştı ki ona cesaret etseydim size salkımlarından bir salkım getirirdim. Cehennem de bana o kadar yaklaştı ki ‘Ey Rabbim! Ben de onlarla mı (olacağım)?’ dedim. Bir de baktım ki bir kadın —sanırım şöyle dedi—: Onu bir kedi tırmalıyor. ‘Bunun durumu nedir?’ dedim. ‘Onu hapsetti, sonunda (kedi) açlıktan öldü; ne onu doyurdu ne de yesin diye salıverdi’ dediler.”

Nâfi' dedi ki: Sanırım “yerin haşeratından (yesin diye)” dedi.

Sahîh-i Buhârî 745, Kitap 10, Hadis 139

Arapça metin
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، قَالَ أَخْبَرَنَا نَافِعُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى صَلاَةَ الْكُسُوفِ، فَقَامَ فَأَطَالَ الْقِيَامَ، ثُمَّ رَكَعَ فَأَطَالَ الرُّكُوعَ، ثُمَّ قَامَ فَأَطَالَ الْقِيَامَ، ثُمَّ رَكَعَ فَأَطَالَ الرُّكُوعَ ثُمَّ رَفَعَ، ثُمَّ سَجَدَ فَأَطَالَ السُّجُودَ، ثُمَّ رَفَعَ، ثُمَّ سَجَدَ فَأَطَالَ السُّجُودَ، ثُمَّ قَامَ فَأَطَالَ الْقِيَامَ ثُمَّ رَكَعَ فَأَطَالَ الرُّكُوعَ ثُمَّ رَفَعَ فَأَطَالَ الْقِيَامَ ثُمَّ رَكَعَ فَأَطَالَ الرُّكُوعَ ثُمَّ رَفَعَ فَسَجَدَ فَأَطَالَ السُّجُودَ، ثُمَّ رَفَعَ، ثُمَّ سَجَدَ فَأَطَالَ السُّجُودَ ثُمَّ انْصَرَفَ فَقَالَ " قَدْ دَنَتْ مِنِّي الْجَنَّةُ حَتَّى لَوِ اجْتَرَأْتُ عَلَيْهَا لَجِئْتُكُمْ بِقِطَافٍ مِنْ قِطَافِهَا، وَدَنَتْ مِنِّي النَّارُ حَتَّى قُلْتُ أَىْ رَبِّ وَأَنَا مَعَهُمْ فَإِذَا امْرَأَةٌ ـ حَسِبْتُ أَنَّهُ قَالَ ـ تَخْدِشُهَا هِرَّةٌ قُلْتُ مَا شَأْنُ هَذِهِ قَالُوا حَبَسَتْهَا حَتَّى مَاتَتْ جُوعًا، لاَ أَطْعَمَتْهَا، وَلاَ أَرْسَلَتْهَا تَأْكُلُ " . قَالَ نَافِعٌ حَسِبْتُ أَنَّهُ قَالَ " مِنْ خَشِيشِ أَوْ خُشَاشِ الأَرْضِ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 745 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü