Ölümünde kendini yaktıran adama Allah "Ol!" dedi; "Seni buna sevk eden nedir?" deyince "Senden korkmam" dedi.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 7508, Kitap 97, Hadis 133
Türkçe meal

Ebû Saîd (el-Hudrî) (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) geçmişte yaşamış olanlar içinden -ya da: sizden öncekiler içinden- bir adamı andı ve bir söz söyledi, yani: Allah ona mal ve evlat vermişti. Ölüm (vakti) gelince oğullarına: “Ben sizin için nasıl bir baba oldum?” dedi. “Babaların en hayırlısı” dediler. Şöyle dedi: “O (ben), Allah katında hiçbir hayır biriktirmedi. Eğer Allah ona güç yetirirse onu azaplandırır. Bakın, öldüğümde beni yakın; kömür hâline gelince beni ezip toz edin -ya da: ”fesheküni“ dedi-. Şiddetli rüzgârlı bir gün olunca da beni onda savurun.” Allah'ın Peygamberi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Rabbime yemin olsun ki onlardan bu hususta kesin söz aldı. Onlar da (öyle) yaptılar, sonra onu şiddetli rüzgârlı bir günde savurdular. Aziz ve celil olan Allah: ‘Ol!’ buyurdu. Bir de baktılar ki o ayakta duran bir adam. Allah: ‘Ey kulum! Seni yaptığın şeyi yapmaya sevk eden nedir?’ buyurdu. (Adam): ‘Senden korkmam’ -ya da: ‘senden duyduğum ürperti’- dedi. Bunun üzerine (Allah'ın) o anda ona rahmet etmesi onu (kurtuluşa) yetiştirdi.” -Bir başka sefer de: “Onu bundan başkası (kurtuluşa) yetiştirmedi” dedi.-

(Katâde dedi ki:) Bunu Ebû Osmân'a anlattım. Şöyle dedi: “Bunu Selmân'dan işittim; ancak o, buna ‘Beni denize savurun’ sözünü ekledi” -ya da (Ebû Osmân) anlattığı gibi-.

(Başka bir senetle) Mûsâ, Mu'temir'den “lem yebte'ir” dedi. Halîfe de: Mu'temir bize rivayet etti, diyerek “lem yebte'iz” dedi. Katâde bunu “biriktirmedi” diye açıkladı.

Sahîh-i Buhârî 7508, Kitap 97, Hadis 133

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، سَمِعْتُ أَبِي، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَبْدِ الْغَافِرِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " أَنَّهُ ذَكَرَ رَجُلاً فِيمَنْ سَلَفَ ـ أَوْ فِيمَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ قَالَ كَلِمَةً يَعْنِي ـ أَعْطَاهُ اللَّهُ مَالاً وَوَلَدًا ـ فَلَمَّا حَضَرَتِ الْوَفَاةُ قَالَ لِبَنِيهِ أَىَّ أَبٍ كُنْتُ لَكُمْ قَالُوا خَيْرَ أَبٍ. قَالَ فَإِنَّهُ لَمْ يَبْتَئِرْ ـ أَوْ لَمْ يَبْتَئِزْ ـ عِنْدَ اللَّهِ خَيْرًا، وَإِنْ يَقْدِرِ اللَّهُ عَلَيْهِ يُعَذِّبْهُ، فَانْظُرُوا إِذَا مُتُّ فَأَحْرِقُونِي حَتَّى إِذَا صِرْتُ فَحْمًا فَاسْحَقُونِي ـ أَوْ قَالَ فَاسْحَكُونِي ـ فَإِذَا كَانَ يَوْمُ رِيحٍ عَاصِفٍ فَأَذْرُونِي فِيهَا " فَقَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَأَخَذَ مَوَاثِيقَهُمْ عَلَى ذَلِكَ وَرَبِّي، فَفَعَلُوا ثُمَّ أَذْرَوْهُ فِي يَوْمٍ عَاصِفٍ، فَقَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ كُنْ. فَإِذَا هُوَ رَجُلٌ قَائِمٌ. قَالَ اللَّهُ أَىْ عَبْدِي مَا حَمَلَكَ عَلَى أَنْ فَعَلْتَ مَا فَعَلْتَ قَالَ مَخَافَتُكَ أَوْ فَرَقٌ مِنْكَ قَالَ فَمَا تَلاَفَاهُ أَنْ رَحِمَهُ عِنْدَهَا ـ وَقَالَ مَرَّةً أُخْرَى فَمَا تَلاَفَاهُ غَيْرُهَا ـ " . فَحَدَّثْتُ بِهِ أَبَا عُثْمَانَ فَقَالَ سَمِعْتُ هَذَا مِنْ سَلْمَانَ غَيْرَ أَنَّهُ زَادَ فِيهِ أَذْرُونِي فِي الْبَحْرِ. أَوْ كَمَا حَدَّثَ.

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، وَقَالَ، لَمْ يَبْتَئِرْ. وَقَالَ خَلِيفَةُ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، وَقَالَ، لَمْ يَبْتَئِزْ. فَسَّرَهُ قَتَادَةُ لَمْ يَدَّخِرْ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 7508 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü