Arkadaşı ona kendi cilbâbından giydirsin; hayra ve mü'minlerin duasına katılsınlar.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 980, Kitap 13, Hadis 29
Türkçe meal

Hafsa bint Sîrîn şöyle rivayet etti:

Genç kızlarımızın bayram günü (namaza) çıkmalarına engel olurduk. Bir kadın gelip Benî Halef köşküne indi; ben de yanına gittim. Kız kardeşinin kocasının Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte on iki gazveye katıldığını, kız kardeşinin de onunla altı gazvede bulunduğunu anlattı. (Kız kardeşi) şöyle demiş: “Biz hastalara bakar, yaralıları tedavi ederdik.” (Bir gün) “Ey Allah'ın Resûlü! Birimizin cilbâbı (dış örtüsü) yoksa (bayrama) çıkmamasında bir sakınca var mı?” dedi. Peygamber: “Arkadaşı ona kendi cilbâbından giydirsin; hayra ve mü'minlerin duasına katılsınlar” buyurdu.

Hafsa dedi ki: Ümmü Atiyye gelince yanına gittim ve ona: “Şu şu hususta (bir şey) işittin mi?” diye sordum. “Evet, babam ona feda olsun” dedi —Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem) andığında çoğu zaman “babam ona feda olsun” derdi—. (Peygamber) şöyle buyurdu: “Perde ardındaki genç kızlar —veya genç kızlar ve perde ardındakiler; Eyyûb şüphe etti— ve hayızlı kadınlar çıksınlar. Hayızlılar musallâdan uzak dursun; hayra ve mü'minlerin duasına katılsınlar.” (Hafsa) dedi ki: Ona: “Hayızlılar da mı?” dedim. “Evet; hayızlı kadın Arafat'ta bulunmuyor mu, şurada ve şurada bulunmuyor mu?” dedi.

Sahîh-i Buhârî 980, Kitap 13, Hadis 29

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ حَفْصَةَ بِنْتِ سِيرِينَ، قَالَتْ كُنَّا نَمْنَعُ جَوَارِيَنَا أَنْ يَخْرُجْنَ يَوْمَ الْعِيدِ، فَجَاءَتِ امْرَأَةٌ فَنَزَلَتْ قَصْرَ بَنِي خَلَفٍ فَأَتَيْتُهَا فَحَدَّثَتْ أَنَّ زَوْجَ أُخْتِهَا غَزَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثِنْتَىْ عَشْرَةَ غَزْوَةً فَكَانَتْ أُخْتُهَا مَعَهُ فِي سِتِّ غَزَوَاتٍ. فَقَالَتْ فَكُنَّا نَقُومُ عَلَى الْمَرْضَى وَنُدَاوِي الْكَلْمَى، فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ، عَلَى إِحْدَانَا بَأْسٌ إِذَا لَمْ يَكُنْ لَهَا جِلْبَابٌ أَنْ لاَ تَخْرُجَ فَقَالَ " لِتُلْبِسْهَا صَاحِبَتُهَا مِنْ جِلْبَابِهَا فَلْيَشْهَدْنَ الْخَيْرَ وَدَعْوَةَ الْمُؤْمِنِينَ ". قَالَتْ حَفْصَةُ فَلَمَّا قَدِمَتْ أُمُّ عَطِيَّةَ أَتَيْتُهَا، فَسَأَلْتُهَا أَسَمِعْتِ فِي كَذَا وَكَذَا قَالَتْ نَعَمْ، بِأَبِي ـ وَقَلَّمَا ذَكَرَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ قَالَتْ بِأَبِي ـ قَالَ " لِيَخْرُجِ الْعَوَاتِقُ ذَوَاتُ الْخُدُورِ ـ أَوْ قَالَ الْعَوَاتِقُ وَذَوَاتُ الْخُدُورِ شَكَّ أَيُّوبُ ـ وَالْحُيَّضُ، وَيَعْتَزِلُ الْحُيَّضُ الْمُصَلَّى، وَلْيَشْهَدْنَ الْخَيْرَ وَدَعْوَةَ الْمُؤْمِنِينَ ". قَالَتْ فَقُلْتُ لَهَا آلْحُيَّضُ قَالَتْ نَعَمْ، أَلَيْسَ الْحَائِضُ تَشْهَدُ عَرَفَاتٍ وَتَشْهَدُ كَذَا وَتَشْهَدُ كَذَا

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 980 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü