Allahım! Kalbime nur, dilime nur, kulağıma nur, gözüme nur koy; benim için nuru büyük kıl.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 1353, Kitap 5, Hadis 104
Sahih
Türkçe meal

Abdullah b. Abbâs (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

(İbn Abbâs) Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında uyudu; onun uyandığını, misvaklandığını ve “Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında...” (Âl-i İmrân 3/190) (âyetinden başlayarak) sûreyi bitirinceye kadar okurken abdest aldığını gördü. Sonra kalkıp iki rekât kıldı; bunlarda kıyamı, rükûu ve secdeyi uzattı. Sonra (namazdan) ayrılıp horlayıncaya kadar uyudu. Sonra bunu üç defa, altı rekât olarak yaptı; her seferinde misvaklanır, sonra abdest alır ve bu âyetleri okurdu. Sonra vitir kıldı. -Osmân (b. Ebû Şeybe) dedi ki: Üç rekât (vitir kıldı); müezzin ona geldi, o da namaza çıktı. İbn Îsâ ise şöyle dedi: Sonra vitir kıldı; fecir doğduğunda Bilâl gelip ona namazı haber verdi; sabahın iki rekâtını kıldı, sonra namaza çıktı. Sonra (iki râvi) ittifak ettiler:- (Çıkarken) şöyle diyordu: “Allahım! Kalbime nur koy, dilime nur koy, kulağıma nur koy, gözüme nur koy; arkama nur, önüme nur koy; üstüme nur, altıma nur koy. Allahım! Benim için nuru büyük kıl.”

Sünen-i Ebû Dâvûd 1353, Kitap 5, Hadis 104

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا حُصَيْنٌ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، ح وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، : أَنَّهُ رَقَدَ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَرَآهُ اسْتَيْقَظَ فَتَسَوَّكَ وَتَوَضَّأَ وَهُوَ يَقُولُ : { إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ } حَتَّى خَتَمَ السُّورَةَ، ثُمَّ قَامَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ أَطَالَ فِيهِمَا الْقِيَامَ وَالرُّكُوعَ وَالسُّجُودَ، ثُمَّ إِنَّهُ انْصَرَفَ فَنَامَ حَتَّى نَفَخَ، ثُمَّ فَعَلَ ذَلِكَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ بِسِتِّ رَكَعَاتٍ، كُلُّ ذَلِكَ يَسْتَاكُ ثُمَّ يَتَوَضَّأُ وَيَقْرَأُ هَؤُلاَءِ الآيَاتِ، ثُمَّ أَوْتَرَ - قَالَ عُثْمَانُ : بِثَلاَثِ رَكَعَاتٍ، فَأَتَاهُ الْمُؤَذِّنُ فَخَرَجَ إِلَى الصَّلاَةِ - وَقَالَ ابْنُ عِيسَى : ثُمَّ أَوْتَرَ فَأَتَاهُ بِلاَلٌ فَآذَنَهُ بِالصَّلاَةِ حِينَ طَلَعَ الْفَجْرُ، فَصَلَّى رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ ثُمَّ خَرَجَ إِلَى الصَّلاَةِ - ثُمَّ اتَّفَقَا - وَهُوَ يَقُولُ : " اللَّهُمَّ اجْعَلْ فِي قَلْبِي نُورًا، وَاجْعَلْ فِي لِسَانِي نُورًا، وَاجْعَلْ فِي سَمْعِي نُورًا، وَاجْعَلْ فِي بَصَرِي نُورًا، وَاجْعَلْ خَلْفِي نُورًا، وَأَمَامِي نُورًا، وَاجْعَلْ مِنْ فَوْقِي نُورًا، وَمِنْ تَحْتِي نُورًا، اللَّهُمَّ وَأَعْظِمْ لِي نُورًا " .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 1353 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü