Esedoğullarından (sahâbî) bir adam şöyle rivayet etti:
Ben ve ailem Bakî'u'l-Ğarkad'a konakladık. Ailem bana: “Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) git, ondan bizim için yiyeceğimiz bir şey iste” dedi ve ihtiyaçlarını sayıp dökmeye başladılar. Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gittim; yanında ondan (bir şey) isteyen bir adam buldum. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Sana verecek bir şey bulamıyorum” diyordu. Adam öfkeli olarak ondan yüz çevirdi ve: “Ömrüme andolsun ki sen dilediğine veriyorsun” diyordu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ona verecek bir şey bulamadığım için bana öfkeleniyor. Sizden kim bir ukıyye veya onun dengi (malı) olduğu hâlde dilenirse, ısrarla dilenmiş olur.” Esedî dedi ki: (Kendi kendime) “Bizim sağmal devemiz bir ukıyyeden daha hayırlıdır” dedim -ukıyye kırk dirhemdir-. (Esedî) dedi ki: Geri döndüm ve ondan (bir şey) istemedim. Bundan sonra Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) arpa veya kuru üzüm geldi; ondan bize de pay verdi -ya da (râvi) dediği gibi- nihayet Allah bizi zengin etti.
Ebû Dâvûd dedi ki: Sevrî de bunu Mâlik'in dediği gibi rivayet etti.
Sünen-i Ebû Dâvûd 1627, Kitap 9, Hadis 72