Sizden kim bir ukıyye veya onun dengi malı olduğu hâlde dilenirse, ısrarla dilenmiş olur.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 1627, Kitap 9, Hadis 72
Sahih
Türkçe meal

Esedoğullarından (sahâbî) bir adam şöyle rivayet etti:

Ben ve ailem Bakî'u'l-Ğarkad'a konakladık. Ailem bana: “Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) git, ondan bizim için yiyeceğimiz bir şey iste” dedi ve ihtiyaçlarını sayıp dökmeye başladılar. Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gittim; yanında ondan (bir şey) isteyen bir adam buldum. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Sana verecek bir şey bulamıyorum” diyordu. Adam öfkeli olarak ondan yüz çevirdi ve: “Ömrüme andolsun ki sen dilediğine veriyorsun” diyordu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ona verecek bir şey bulamadığım için bana öfkeleniyor. Sizden kim bir ukıyye veya onun dengi (malı) olduğu hâlde dilenirse, ısrarla dilenmiş olur.” Esedî dedi ki: (Kendi kendime) “Bizim sağmal devemiz bir ukıyyeden daha hayırlıdır” dedim -ukıyye kırk dirhemdir-. (Esedî) dedi ki: Geri döndüm ve ondan (bir şey) istemedim. Bundan sonra Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) arpa veya kuru üzüm geldi; ondan bize de pay verdi -ya da (râvi) dediği gibi- nihayet Allah bizi zengin etti.

Ebû Dâvûd dedi ki: Sevrî de bunu Mâlik'in dediği gibi rivayet etti.

Sünen-i Ebû Dâvûd 1627, Kitap 9, Hadis 72

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ بَنِي أَسَدٍ أَنَّهُ قَالَ نَزَلْتُ أَنَا وَأَهْلِي، بِبَقِيعِ الْغَرْقَدِ فَقَالَ لِي أَهْلِي اذْهَبْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَلْهُ لَنَا شَيْئًا نَأْكُلُهُ فَجَعَلُوا يَذْكُرُونَ مِنْ حَاجَتِهِمْ فَذَهَبْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَوَجَدْتُ عِنْدَهُ رَجُلاً يَسْأَلُهُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ أَجِدُ مَا أُعْطِيكَ " . فَتَوَلَّى الرَّجُلُ عَنْهُ وَهُوَ مُغْضَبٌ وَهُوَ يَقُولُ لَعَمْرِي إِنَّكَ لَتُعْطِي مَنْ شِئْتَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَغْضَبُ عَلَىَّ أَنْ لاَ أَجِدَ مَا أُعْطِيهِ مَنْ سَأَلَ مِنْكُمْ وَلَهُ أُوقِيَّةٌ أَوْ عَدْلُهَا فَقَدْ سَأَلَ إِلْحَافًا " . قَالَ الأَسَدِيُّ فَقُلْتُ لَلَقِحَةٌ لَنَا خَيْرٌ مِنْ أُوقِيَّةٍ وَالأُوقِيَّةُ أَرْبَعُونَ دِرْهَمًا . قَالَ فَرَجَعْتُ وَلَمْ أَسْأَلْهُ فَقَدِمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ ذَلِكَ شَعِيرٌ أَوْ زَبِيبٌ فَقَسَمَ لَنَا مِنْهُ - أَوْ كَمَا قَالَ - حَتَّى أَغْنَانَا اللَّهُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ هَكَذَا رَوَاهُ الثَّوْرِيُّ كَمَا قَالَ مَالِكٌ .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 1627 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü