Ey Kabîsa! Dilenmek ancak üç kişiden birine helâl olur; bunların dışındaki dilenme haramdır.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 1640, Kitap 9, Hadis 85
Sahih
Türkçe meal

Kabîsa b. Muhârik el-Hilâlî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

(Başkasının borcu için) bir kefalet yüklendim ve Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) geldim. Şöyle buyurdu: “Ey Kabîsa! Bize sadaka (malı) gelinceye kadar bekle, sana ondan verilmesini emredelim.” Sonra şöyle buyurdu: “Ey Kabîsa! Dilenmek ancak şu üç kişiden birine helâl olur: Bir kefalet yüklenen adam; ona dilenmek helâl olur, onu elde edinceye kadar dilenir, sonra (dilenmeyi) bırakır. Başına gelen bir âfetin malını silip süpürdüğü adam; ona dilenmek helâl olur, geçimini ayakta tutacak kadar bir şey -ya da geçimini karşılayacak kadar bir şey- elde edinceye kadar dilenir. Bir de yoksulluğa düşen ve kavminden akıl sahibi üç kişinin ‘Falan yoksulluğa düştü’ diyecekleri (hâle gelen) adam; ona dilenmek helâl olur, geçimini ayakta tutacak -ya da geçimini karşılayacak- kadar bir şey elde edinceye kadar dilenir, sonra (dilenmeyi) bırakır. Ey Kabîsa! Bunların dışındaki dilenme haramdır; sahibi onu haram olarak yer.”

Sünen-i Ebû Dâvûd 1640, Kitap 9, Hadis 85

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ هَارُونَ بْنِ رِيَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي كِنَانَةُ بْنُ نُعَيْمٍ الْعَدَوِيُّ، عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ مُخَارِقٍ الْهِلاَلِيِّ، قَالَ تَحَمَّلْتُ حَمَالَةً فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَقِمْ يَا قَبِيصَةُ حَتَّى تَأْتِيَنَا الصَّدَقَةُ فَنَأْمُرَ لَكَ بِهَا " . ثُمَّ قَالَ " يَا قَبِيصَةُ إِنَّ الْمَسْأَلَةَ لاَ تَحِلُّ إِلاَّ لأَحَدِ ثَلاَثَةٍ رَجُلٌ تَحَمَّلَ حَمَالَةً فَحَلَّتْ لَهُ الْمَسْأَلَةُ فَسَأَلَ حَتَّى يُصِيبَهَا ثُمَّ يُمْسِكُ وَرَجُلٌ أَصَابَتْهُ جَائِحَةٌ فَاجْتَاحَتْ مَالَهُ فَحَلَّتْ لَهُ الْمَسْأَلَةُ فَسَأَلَ حَتَّى يُصِيبَ قِوَامًا مِنْ عَيْشٍ " . أَوْ قَالَ " سِدَادًا مِنْ عَيْشٍ " . " وَرَجُلٌ أَصَابَتْهُ فَاقَةٌ حَتَّى يَقُولَ ثَلاَثَةٌ مِنْ ذَوِي الْحِجَا مِنْ قَوْمِهِ قَدْ أَصَابَتْ فُلاَنًا الْفَاقَةُ فَحَلَّتْ لَهُ الْمَسْأَلَةُ فَسَأَلَ حَتَّى يُصِيبَ قِوَامًا مِنْ عَيْشٍ - أَوْ سِدَادًا مِنْ عَيْشٍ - ثُمَّ يُمْسِكُ وَمَا سِوَاهُنَّ مِنَ الْمَسْأَلَةِ يَا قَبِيصَةُ سُحْتٌ يَأْكُلُهَا صَاحِبُهَا سُحْتًا " .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 1640 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü