Bu, senin için kıyamet günü dilenmenin yüzünde bir leke olarak gelmesinden daha hayırlıdır.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 1641, Kitap 9, Hadis 86
Zayıf
Türkçe meal

Enes b. Mâlik (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Ensâr'dan bir adam Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip ondan (bir şey) istedi. (Peygamber): “Evinde hiçbir şey yok mu?” buyurdu. (Adam): “Evet (var); bir kısmını giyip bir kısmını (yere) serdiğimiz bir çul ile içinde su içtiğimiz bir kap” dedi. “O ikisini bana getir” buyurdu. (Adam) onları getirdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onları eline aldı ve: “Bunları kim satın alır?” buyurdu. Bir adam: “Ben onları bir dirheme alırım” dedi. İki veya üç defa: “Bir dirhemden fazla veren kim?” buyurdu. Bir adam: “Ben onları iki dirheme alırım” dedi. (Peygamber) onları ona verdi, iki dirhemi aldı ve onları Ensârî'ye verip şöyle buyurdu: “Birisiyle yiyecek satın al ve ailene bırak; diğeriyle de bir balta satın al ve onu bana getir.” (Adam) onu getirdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kendi eliyle ona bir sap taktı, sonra ona: “Git, odun topla ve sat; on beş gün seni görmeyeyim” buyurdu. Adam gidip odun toplamaya ve satmaya başladı. On dirhem kazanmış olarak geldi; bir kısmıyla elbise, bir kısmıyla yiyecek satın aldı. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bu, senin için kıyamet günü dilenmenin yüzünde bir leke olarak gelmesinden daha hayırlıdır. Dilenmek ancak üç kişiye uygun düşer: Toprağa yapıştıran (ağır) bir yoksulluk içinde olana, altından kalkılamayan bir borç sahibine veya acı veren bir kan (diyeti) sorumlusuna.”

Sünen-i Ebû Dâvûd 1641, Kitap 9, Hadis 86

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنِ الأَخْضَرِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ الْحَنَفِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الأَنْصَارِ أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَسْأَلُهُ فَقَالَ " أَمَا فِي بَيْتِكَ شَىْءٌ " . قَالَ بَلَى حِلْسٌ نَلْبَسُ بَعْضَهُ وَنَبْسُطُ بَعْضَهُ وَقَعْبٌ نَشْرَبُ فِيهِ مِنَ الْمَاءِ . قَالَ " ائْتِنِي بِهِمَا " . فَأَتَاهُ بِهِمَا فَأَخَذَهُمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ وَقَالَ " مَنْ يَشْتَرِي هَذَيْنِ " . قَالَ رَجُلٌ أَنَا آخُذُهُمَا بِدِرْهَمٍ . قَالَ " مَنْ يَزِيدُ عَلَى دِرْهَمٍ " . مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا قَالَ رَجُلٌ أَنَا آخُذُهُمَا بِدِرْهَمَيْنِ . فَأَعْطَاهُمَا إِيَّاهُ وَأَخَذَ الدِّرْهَمَيْنِ وَأَعْطَاهُمَا الأَنْصَارِيَّ وَقَالَ " اشْتَرِ بِأَحَدِهِمَا طَعَامًا فَانْبِذْهُ إِلَى أَهْلِكَ وَاشْتَرِ بِالآخَرِ قَدُومًا فَأْتِنِي بِهِ " . فَأَتَاهُ بِهِ فَشَدَّ فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عُودًا بِيَدِهِ ثُمَّ قَالَ لَهُ " اذْهَبْ فَاحْتَطِبْ وَبِعْ وَلاَ أَرَيَنَّكَ خَمْسَةَ عَشَرَ يَوْمًا " . فَذَهَبَ الرَّجُلُ يَحْتَطِبُ وَيَبِيعُ فَجَاءَ وَقَدْ أَصَابَ عَشَرَةَ دَرَاهِمَ فَاشْتَرَى بِبَعْضِهَا ثَوْبًا وَبِبَعْضِهَا طَعَامًا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَذَا خَيْرٌ لَكَ مِنْ أَنْ تَجِيءَ الْمَسْأَلَةُ نُكْتَةً فِي وَجْهِكَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّ الْمَسْأَلَةَ لاَ تَصْلُحُ إِلاَّ لِثَلاَثَةٍ لِذِي فَقْرٍ مُدْقِعٍ أَوْ لِذِي غُرْمٍ مُفْظِعٍ أَوْ لِذِي دَمٍ مُوجِعٍ " .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 1641 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü