Namaz kıldığı yerde, devesi doğrulunca ve Beydâ tepesine çıkınca telbiye getirdi.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 1770, Kitap 11, Hadis 50
Zayıf
Türkçe meal

Saîd b. Cübeyr şöyle anlattı:

Abdullah b. Abbâs'a: “Ey Ebü'l-Abbâs! Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ashâbının, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) (haccı) üzerine vâcip kıldığı sıradaki telbiyesi hakkında ihtilaf etmelerine şaştım” dedim. Şöyle dedi: “Ben bunu insanların en iyi bileniyim. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yalnızca bir haccı oldu; ihtilafları oradan kaynaklandı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hac için (yola) çıktı. Zü'l-Huleyfe'deki mescidinde iki rekâtını kılınca, oturduğu yerde (haccı) üzerine vâcip kıldı ve iki rekâtını bitirince hac için telbiye getirdi. Bunu ondan bazı kimseler işitti; ben de bunu ondan ezberledim. Sonra bindi; devesi onu kaldırıp doğrulunca telbiye getirdi; bunu da ondan bazı kimseler yetişip duydu. Bu şundandır: İnsanlar gruplar hâlinde geliyorlardı; devesi onu kaldırıp doğrulduğunda telbiye getirirken onu işittiler ve: ‘Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ancak devesi onu kaldırıp doğrulunca telbiye getirdi’ dediler. Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yürüdü; Beydâ tepesinin üzerine çıkınca telbiye getirdi; bunu da ondan bazı kimseler yetişip duydu ve: ‘Ancak Beydâ tepesinin üzerine çıktığında telbiye getirdi’ dediler. Allah'a yemin olsun ki, o namaz kıldığı yerde (haccı) üzerine vâcip kıldı; devesi onu kaldırıp doğrulunca da telbiye getirdi; Beydâ tepesinin üzerine çıkınca da telbiye getirdi.”

Saîd dedi ki: Abdullah b. Abbâs'ın sözünü alan kimse, iki rekâtını bitirdiğinde namaz kıldığı yerde telbiye getirir.

Sünen-i Ebû Dâvûd 1770, Kitap 11, Hadis 50

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ إِبْرَاهِيمَ - حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنِي خُصَيْفُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْجَزَرِيُّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ قُلْتُ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ يَا أَبَا الْعَبَّاسِ عَجِبْتُ لاِخْتِلاَفِ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي إِهْلاَلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ أَوْجَبَ . فَقَالَ إِنِّي لأَعْلَمُ النَّاسِ بِذَلِكَ إِنَّهَا إِنَّمَا كَانَتْ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَجَّةٌ وَاحِدَةٌ فَمِنْ هُنَاكَ اخْتَلَفُوا خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَاجًّا فَلَمَّا صَلَّى فِي مَسْجِدِهِ بِذِي الْحُلَيْفَةِ رَكْعَتَيْهِ أَوْجَبَ فِي مَجْلِسِهِ فَأَهَلَّ بِالْحَجِّ حِينَ فَرَغَ مِنْ رَكْعَتَيْهِ فَسَمِعَ ذَلِكَ مِنْهُ أَقْوَامٌ فَحَفِظْتُهُ عَنْهُ ثُمَّ رَكِبَ فَلَمَّا اسْتَقَلَّتْ بِهِ نَاقَتُهُ أَهَلَّ وَأَدْرَكَ ذَلِكَ مِنْهُ أَقْوَامٌ وَذَلِكَ أَنَّ النَّاسَ إِنَّمَا كَانُوا يَأْتُونَ أَرْسَالاً فَسَمِعُوهُ حِينَ اسْتَقَلَّتْ بِهِ نَاقَتُهُ يُهِلُّ فَقَالُوا إِنَّمَا أَهَلَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ اسْتَقَلَّتْ بِهِ نَاقَتُهُ ثُمَّ مَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا عَلاَ عَلَى شَرَفِ الْبَيْدَاءِ أَهَلَّ وَأَدْرَكَ ذَلِكَ مِنْهُ أَقْوَامٌ فَقَالُوا إِنَّمَا أَهَلَّ حِينَ عَلاَ عَلَى شَرَفِ الْبَيْدَاءِ وَايْمُ اللَّهِ لَقَدْ أَوْجَبَ فِي مُصَلاَّهُ وَأَهَلَّ حِينَ اسْتَقَلَّتْ بِهِ نَاقَتُهُ وَأَهَلَّ حِينَ عَلاَ عَلَى شَرَفِ الْبَيْدَاءِ . قَالَ سَعِيدٌ فَمَنْ أَخَذَ بِقَوْلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ أَهَلَّ فِي مُصَلاَّهُ إِذَا فَرَغَ مِنْ رَكْعَتَيْهِ .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 1770 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü