Hayızlı hanımlarınızla evlerde bir arada bulunun ve cinsî münasebet dışında her şeyi yapın.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 2165, Kitap 12, Hadis 120
Sahih
Türkçe meal

Enes b. Mâlik (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Yahudiler, içlerinden bir kadın hayız gördüğünde onu evden çıkarırlar, onunla birlikte yemez, içmez ve evde onunla bir arada bulunmazlardı. Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) bu soruldu; bunun üzerine Allah Teâlâ: “Sana hayız hakkında soruyorlar. De ki: O bir ezadır. Hayız hâlinde kadınlardan uzak durun...” (Bakara 2/222) âyetini sonuna kadar indirdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de: “Evlerde onlarla bir arada bulunun ve cinsî münasebet dışında her şeyi yapın” buyurdu. Bunun üzerine Yahudiler: “Bu adam, işlerimizden hiçbir şeyi bize muhalefet etmeden bırakmak istemiyor” dediler. Üseyd b. Hudayr ile Abbâd b. Bişr, Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip: “Ey Allah'ın Resûlü! Yahudiler şöyle şöyle diyorlar. Hayız hâlinde onlarla birlikte olmayalım mı?” dediler. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yüzü öyle değişti ki ona kızdığını sandık. İkisi çıktılar; Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) (getirilen) bir süt hediyesi onların karşısına çıktı. (Resûlullah) arkalarından (adam) gönderip onlara (o sütten) içirdi. Böylece onlara kızmadığını anladık.

Sünen-i Ebû Dâvûd 2165, Kitap 12, Hadis 120

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، أَخْبَرَنَا ثَابِتٌ الْبُنَانِيُّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ الْيَهُودَ، كَانَتْ إِذَا حَاضَتْ مِنْهُمُ امْرَأَةٌ أَخْرَجُوهَا مِنَ الْبَيْتِ وَلَمْ يُؤَاكِلُوهَا وَلَمْ يُشَارِبُوهَا وَلَمْ يُجَامِعُوهَا فِي الْبَيْتِ فَسُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى { يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْمَحِيضِ قُلْ هُوَ أَذًى فَاعْتَزِلُوا النِّسَاءَ فِي الْمَحِيضِ } إِلَى آخِرِ الآيَةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " جَامِعُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ وَاصْنَعُوا كُلَّ شَىْءٍ غَيْرَ النِّكَاحِ " . فَقَالَتِ الْيَهُودُ مَا يُرِيدُ هَذَا الرَّجُلُ أَنْ يَدَعَ شَيْئًا مِنْ أَمْرِنَا إِلاَّ خَالَفَنَا فِيهِ . فَجَاءَ أُسَيْدُ بْنُ حُضَيْرٍ وَعَبَّادُ بْنُ بِشْرٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالاَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ الْيَهُودَ تَقُولُ كَذَا وَكَذَا أَفَلاَ نَنْكِحُهُنَّ فِي الْمَحِيضِ فَتَمَعَّرَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى ظَنَنَّا أَنْ قَدْ وَجِدَ عَلَيْهِمَا فَخَرَجَا فَاسْتَقْبَلَتْهُمَا هَدِيَّةٌ مِنْ لَبَنٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَعَثَ فِي آثَارِهِمَا فَسَقَاهُمَا فَظَنَنَّا أَنَّهُ لَمْ يَجِدْ عَلَيْهِمَا .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 2165 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü