Rabâh şöyle anlattı:
Ailem beni kendilerine ait Rum bir câriyeyle evlendirdi. Onunla birleştim; benim gibi siyah bir oğlan doğurdu, adını Abdullah koydum. Sonra yine onunla birleştim; benim gibi siyah bir oğlan doğurdu, adını Ubeydullah koydum. Sonra ailemin Yuhanna denilen Rum bir kölesi onu ayarttı ve onunla kendi dilinde (anlaşılmaz şekilde) konuştu. (Câriye) kertenkelelerden bir kertenkele gibi bir oğlan doğurdu. Ona: “Bu nedir?” dedim. “Bu Yuhanna'nındır” dedi. (Meseleyi) Osman'a götürdük -(Râvi:) “Sanırım Mehdî (böyle) dedi”-. (Rabâh) dedi ki: (Osman) ikisine sordu; onlar da itiraf ettiler. Bunun üzerine ikisine: “Aranızda Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) hükmüyle hüküm vermeme razı mısınız? Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) çocuğun yatağın (fırâşın) sahibine ait olduğuna hükmetmiştir” dedi. -Sanırım (şunu da) dedi:- Sonra kadına da celde vurdu, adama da; ikisi de köleydi.
Sünen-i Ebû Dâvûd 2275, Kitap 13, Hadis 101
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا مَهْدِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ أَبُو يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي يَعْقُوبَ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ سَعْدٍ، مَوْلَى الْحَسَنِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ - رضى الله عنه - عَنْ رَبَاحٍ، قَالَ زَوَّجَنِي أَهْلِي أَمَةً لَهُمْ رُومِيَّةً فَوَقَعْتُ عَلَيْهَا فَوَلَدَتْ غُلاَمًا أَسْوَدَ مِثْلِي فَسَمَّيْتُهُ عَبْدَ اللَّهِ ثُمَّ وَقَعْتُ عَلَيْهَا فَوَلَدَتْ غُلاَمًا أَسْوَدَ مِثْلِي فَسَمَّيْتُهُ عُبَيْدَ اللَّهِ ثُمَّ طَبَنَ لَهَا غُلاَمٌ لأَهْلِي رُومِيٌّ يُقَالُ لَهُ يُوحَنَّهْ فَرَاطَنَهَا بِلِسَانِهِ فَوَلَدَتْ غُلاَمًا كَأَنَّهُ وَزَغَةٌ مِنَ الْوَزَغَاتِ فَقُلْتُ لَهَا مَا هَذَا فَقَالَتْ هَذَا لِيُوحَنَّهْ . فَرَفَعْنَا إِلَى عُثْمَانَ أَحْسِبُهُ قَالَ مَهْدِيٌّ قَالَ فَسَأَلَهُمَا فَاعْتَرَفَا فَقَالَ لَهُمَا أَتَرْضَيَانِ أَنْ أَقْضِيَ بَيْنَكُمَا بِقَضَاءِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى أَنَّ الْوَلَدَ لِلْفِرَاشِ . وَأَحْسِبُهُ قَالَ فَجَلَدَهَا وَجَلَدَهُ وَكَانَا مَمْلُوكَيْنِ .